Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Türkiye yolda ama nereye dogru? (Only Turkish)

Yolda dahi olsam sosyal medya ve internet sayesinde Türkiye’nin gündemini takip ediyorum ve yola çıktım çıkalı her seferinde aldığım haberlerin saçmalık derecesindeki artışını hayretle izliyorum. Ülke bir yolda gidiyor ama nereye gidiyor? Önceleri “Türkiye Müslüman ülke değil mi?” sorusuna evet dediğimde suratları değişen batılılara sinir oluyor, “her Müslümanı terörist zannediyor bunlar da” deyip hemen açıklama getirmeye çalışıyordum. Yolda zaman geçirdikçe gerek Müslüman ülkelerde gerekse Müslüman nüfusa da sahip başka ülkelerde yaşama şansı buldum. Edindiğim tecrübeler doğrultusunda artık batılıların Müslüman dendiğinde yüzünde oluşan o ekşimeye şaşırmıyorum. Hatta hak veriyorum bile denebilir. Müslümanların genelde kendisinden olmayanı bu kadar itmesi, kaba davranması, istememesi, zorla kendisine benzetmeye çalışması bana çok ilginç geliyor. Sadece insanlar değil Müslüman devletler de bunu yapıyor. İnsanların haklarına, özgürlüklerine şekil veriyor, yasaklar getiriyor, seni zorla kendi inandığı şekilde yaşatmaya çalışıyor, uymazsan cezalandırıyor.

Türkiye İran mı olacak tartışmaları çok yazıldı, çok çizildi. Ben bu sefer başka diyarlardan örnekler vereceğim sizlere.

Endonezya’da bazı şehirlerde o kadar aşırı bir dincilik var ki insanlar turistlere karşı çok tutucu, isteksiz, yabancıların gelip şehirlerinde içip eğlenmesini istemiyorlar. Bunun en büyük örneklerinden biri 2002′de yaşandı. Zamanla bir turist merkezi haline gelen Bali gelirinin %80′den fazlasını turizmle kazanan bir yer olmasına rağmen burada yaşayan Müslümanlar 2002′de adanın en turistik sokağı olan Kuta’ da bombalı arabalar patlatarak 200′ün üzerinde turistin ölümüne yol açtı. Bugün halen Kuta sokağının girişinde polisler araba kontrolü yapar. Ölen insanlar için bombanın patladığı alanda bir de anıt yer almaktadır. Bunu yapan insanlar şimdi cennete gideceğini mi düşünüyorlar mesela? Ben buna akıl erdiremiyorum. Müslümanlıkta en büyük günah birinin canına kıymak değil miydi?

Malezya ise apayrı bir dünya. Burada nüfusun büyük çoğunluğu Maleyler ve Çinlilerden oluşuyor. Hemen arkalarından ise onlara yakın olmasa da hatırı sayılır bir popülasyonla Hintliler gelmekte. Bu çok uluslu ortam aslında çok güzel. Herkesin birbirinden öğrenecek şeyleri olması, yemek kültürünün, çeşitliliğin çok olması harika bir şey. Lakin burada da Müslüman devlet ve aşırı dinciler olay çıkarmaya ve insanları huzursuz etmeye devam ediyor. Devlet işlerine seçilen insanlar genelde hep Maleylerden oluyor. Çünkü Çinliler ticarette daha başarılı ve daha çalışkanlar. Maleyler ise daha yavaş ve umursamazlar. Devletse Çinlileri değil onları destekliyor ve birçok kolaylık sağlıyor. Mesela Maleyler çocuk doğurdukları zaman devletten maddi destek alıyorlar. Çinlilere ve Hintlilere ise böyle bir şey yok. Çünkü hükümet Maley nüfusunun diğer ırklardan fazla olmasını istiyor. Maleyler Müslüman doğuyor ve din değiştiremiyorlar. Yanlış okumuyorsunuz burada din değiştiremiyorsunuz hatta böyle bir başvuru karşısında cezalandırılıyorsunuz.

Maley kadınlar türban takmak zorunda. Kuala Lumpur’da bazı genç Maleylerin saçını örtmediğini gördüm ancak özellikle evlendikten sonra türban şart gibi bir şey. Hele ki Kuala Lumpur dışındaki şehirlerde bu işin hiç şakası yok.

Malezya’da Maley de olsanız, Çinli de olsanız, Hintli de olsanız topluluk içinde sevgilinizi öpemiyor, sarılamıyor hatta elini dahi tutamıyorsunuz. Geçen gün Kuala Lumpur parkında sarılan genç 2 Çinli 2000 Ringgit para cezasına çarptırıldı. Şanslıydılar çünkü bazen hapis cezası da verebiliyorlar. Bunun gibi komik durumlar Malezya’nın itibarını zedelerken komşu ülkelere büyük eğlence konusu olmaya devam ediyor. Özellikle Singapur gazeteleri bu konuyu günlerce tiye aldı.

Maley şarkıcılar ya da oyuncular makyaj yapamıyor ve devamlı türban giyiyor çünkü aşırı Müslüman topluluk onları korkutuyor.

Maleyler asla alkollü içki içemiyor, Maley değilseniz de sokakta içemiyorsunuz. Zaten içki çok pahalı bir şey. İçkinin pahalılığı Endonezya için de geçerli.

Maleyler köpeklere dokunamıyor. Bunun nedenini bilmiyorum ama köpeklere dokunamazlarmış.

Maleylarin bara diskoya girmesi yasak. Hatta hükümet alkollü içki satşını dahi tamamen yasaklamak istiyor.

Erkekler kız arkadaşlarını ziyarete gidemiyor. Bir erkeğin Maley bir kadının evine ya da otel odasına girmesi yasak. Görüşmek isteniyorsa kadının kapının dışına çıkması gerekiyor. Aynı şekilde kadın da erkeğin evine giremiyor. Bu yasak ancak evlilik sonrasında kalkıyor.

Tren yolculuklarında kadınlar ayrı erkekler ayrı vagonlarda seyahat ediyor.

Maley kadınlar vücut hatlarını belli eden kıyafetler ya da kısa etekler, şortlar, dekolteler giyemiyor.

Başka dinden birisi Maley bir kadını sever, evlenmek isterse Müslüman olması gerekiyor. Bir kere Müslüman olduğunuzda da dininizi değiştiremiyorsunuz.

Eğer eski evliliğinizden çocuklarınız varsa Maley bir kadınla evlenmeniz için hem sizin hem tüm çocuklarınızın Müslüman olması gerekiyor.

Bazı maley dükkanlarında aşırı dinciler yabancıların eşyalara dokunmasını bile istemiyor. Domuz eti yiyorsun sen, bunlara dokunamazsın bunlar Müslümanlar için diyip bir güzel kovuyor.

Bunun gibi birçok şey. Tüm bu kurallar ve kısıtlamalar dışında Müslümanların genel olarak din konusunda diğer dinlerin mensuplarından çok daha fanatik ve asabi olduğunu söyleyebilirim. Bununla ilgili bir örnek vermek gerekirse geçen gün Kuala Lumpur’da ziyaret ettiğim bir camide fotoğraf çekerken yanlışlıkla ayakkabının çıkarılması gereken bir yere basmışım. Ancak bu yer camimin içi değil, dışarıda bir alandı. Tabela varmış ama nasılsa gözümden kaçmış. 300 metre uzaktan bir adamın bana doğru bağıra bağıra yürüdüğünü gördüm. Olayı anlayınca çok özür diledim ama abinin içinden bana ettiği küfürler yüzünden okunabiliyordu. Bir sikh tapınağında insanların dua okuduğu bir heykelin uzağında fotoğraf çekiniyordum. Oysaki uzakta bile olsam heykele arkamı dönmemeliymişim. Ancak bunu bana sonradan sessizce sırf genel kültür olsun diye söylediler. Kimse bağırmadı çağırmadı. Aman canım turist deyip geçiyorlardır muhtemelen. Demek istediğim Müslümanlık hoşgörü dini değil miydi? Neden Müslümanlar hep kızgın ve yaptırımcı?

Bırakın herkes neye inanıyorsa onu yaşasın. Türkiye Müslüman ülkeler içinde belki hala en özgür ülkedir. Ancak bu durum hızla tersine doğru ilerliyor ve ben bu süreci burada yaşayarak, tecrübe ederek ve üzülerek izliyorum.

04 Haziran 2012 1 Yorum Short URL
  • reklam çok güzelmiş, :D şampuan reklamı ama kadın kapalı olacak, ajansa helal olsun.

    dinimizde köpek pis hayvanlardandır, domuzla aynı kategoriye girer o yüzden dokunmuyorlar dır.

    Türkiye en özgürleri fakat, başörtüsü ile okula giremezsin, asker oğlunun yemin törenine giremezsin, oğlunun askeriyede rütbeli olarak görev yapması sakıncalıdır, kamu dairesine giremezsin, sınavlara giremezsin,üniversite okuyamazsın vs. vs.
    Özgürlük için İran’ı gezmenizi tavsiye ederim.

    Türkiyede çok güzel şeyler olacak inşallah,
    şöyle düşünün kulların rızasımı önemli, kulları yaratan Allahın kanunlarımı? Yaratan insanı dünyaya göndermiş ve ardından kullanma klavuzunuda göndermiş, klavuzda herşey net.

    Hoşgörü konusunda haklısınız, yeni nesil müslümanlar eskisi gibi katı ve kaba değil, eskiden müslümanlığı yok etmek için çok uğraşılmış (özellikle yahudiler, fransızlar, ingilizler) bu yüzden yabancılara karşı kin tutulmuş, ama yavaş yavaş müslümanlar azınlık olmaktan çıkıyor, gavurlar ne yaparsa yapsın işe yaramıyor, Türkiye üzerinde o kadar oyunlar oynanmış olmasına rağmen binlerce genç üniversitede müslümanlığı yaşamaya uğraşıyor, namazlarını aksatmıyor.
    (konu çığrından çıktı:)

    adnan

    04 Haziran 2012

Leave a comment  

name*

email*

website

Submit comment