Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

First feelings about Chiang Mai

Some more scenes from Thailand airports. As you can see these guys make nice layouts and use very clean nice pictures…

Tayland havaalanlarından sahneler. Gördügünüz gibi bu abiler çok temiz fotoğraflarla çok temiz işler yapıyorlar. Bir de buram buram asya kokuyor işler, hoşuma gidiyor.

That small dot on the left picture, it’s me. Designer on the road.

Soldaki karıncamsı şey benim. Designer on the road.

This could be my motto actually :)

Benim sloganım olabilirmiş bu :)

When I exit from airport first thing I see these cables everywhere. Hundreds of them flying around…  Then I saw David, Founder partner of Digital Zoo interactive advertising company. He is from England but living here with his Thai wife and he is very fun person to hang around with. He took me with his giant pick up truck and took me to place where he already booked for me. A very nice guest house. I have everything, nice balcony, refrigerator, air conditioner, fan, tv, limitless internet and most importantly huge soft bed.

Havaalanından çıkınca ilk gördüğüm şey havada uçuşan yüzlerce kablo oldu. Sonra kocaman siyah bir kamyonet yanaştı yanıma. Gelen David’di. Kendisi Ingiliz ama genel Ingilizler soğuktur inanışının aksine inanılmaz sıcak kanlı ve eğlenceli birisi. Tayland’lı bir de eşi var burada bir hayat kurmuş kendisine. Gayet mutlu. Once odamı görüp eşyaları bırakmak için otele gittik. David bana harika bir oda ayarlamış. Internet, klima, buz dolabı, süper balkon, televizyon, tavan fanı, sınırsız internet ve kocaman bir yatak. Her şey harika.

Then we went to the office. He introduced me with the team and we had a lunch together at a Thai restaurant. I ate red meat and it was nice. Meet with Panisa, the girl you see on left picture. She ate frog legs :)

Oteli beğendikten sonra takımla buluşup bir Thai restoranında yemeğe gittik. Hindistan’dan kırmızı ete aç olan ben hemen biftek falan yedim. Sol fotoğrafta gördüğünüz kız (Panisa) kurbağa bacağı yemeyi tercih etti.

There was very limited variety of cars in streets of India. But here you can see many diffrent things from Super sports to American muscles.

Hindistan’da toplasan popüler 5 araba modeli var ve herkes onları kullanıyor. Burada ise süper sporlardan Amerikan klasiklerine her şeyi görmek mümkün.

And tuners. Too many tuned cars around. I mean really, hardcore tuning with all stickers and stuff. You can feel your self in tokyo drift movie especially in front of the clubs and bars with all the beautiful asian girls around.

Bir de modifiyeci tayfa var tabi atlanıcak gibi değil, burada adım başı modifiyeli araçlar görmek mümkün. Basit modifikasyonlarda değil baya ciddi asya stili ağır modifiyeden bahsediyorum… Ozellikle geceleri bu araclar ve mini etekli çekik gözlü kızlar bir araya gelince insan kendini Tokyo drift filminde gibi hissediyor.

24 Eylül 2011 1 Yorum Short URL
  • Bir süre takip edemedim ve Çağrı Çankaya o arada hiç boş durmamış. Dakikası dakikasına saniyesi saniyesine adam hayatın tadını çıkarıyor. Hem severek tasarım yapıyor ki şu anda yine kullanacağı yazı fontu değişmiş durumda:) hem de asla sahip olamayacağımız deneyimleri hayatına katmaya devam ediyor. 3 aylık Hindistan macerasından sonra bu kez de Tayland’a gitmiş. Rota günden güne Asyanın daha da içlerine doğru gidiyor ve ben de kendisiyle birlikte tasarım yolculuğuna eşlik ediyorum. Kesinlikle bu yolculuğa dahil olmanızı öneririm; hiç pişman olmayacaksınız. Yolculuğuna vereceği molayı sabırsızlıkla bekliyorum. Bir Rakı Night takılması ve bu yolculuğun kamera arkası görüntüleri ve maceralarını dinlemek için sabırsızlanıyorum… Tayland ha… Vay be adam Tayland’a ayak basmış:) It’s like a dream:) ama Çağrı Çankaya için değil. Bence o hayallerini gerçek yapan adam. Hepimizin yapması geeken birşey aslında, hayallerimizi yaşatmalıyız. Burada fotoğraflardan da anladığım kadarıyla tasarımlar…
    Tayland macerası başlasın diyorum o zaman:)

    Hasan Türkoğlu

    24 Eylül 2011

Leave a comment  

name*

email*

website

Submit comment