Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

The Faces You Haven’t Seen Before

In 2011 I have started a world trip with no money. Since then I met with brilliant people all round the world. For sure they are the secret heroes of Designer on the road project and I would like to thank them for being such AWESOME!

2011′de başlayan yolculuğun görünmez kahramanlarından sadece bazıları. Yolculuğum boyunca benden hiç bir yardımı ve desteği esirgemeyen dostlarıma teşekkürü bir borç bilirim.

DOTR logo options

3 different alternatives for my DOTR design office. Which one is the best? I’m more close to option 1 and 2. Let me know your opinions. It seems like option 2 looks cooler however it’s harder to read than option 1.

Havada tasarladığım logoları inince bilgisayarda uyguladım. İşte sonuçlar. DOTR için hangisi doğru seçenek henüz karar verebilmiş değilim. En havalısı 2. seçenek gibi ama 1. seçenek daha rahat okunması açısından daha olumlu gibi. Henüz karar verebilmiş değilim. Siz ne dersiniz?

Behind the scenes of “Designing on the air”

It’s been 10 days since I agreed with Skydive Africa to make my dream come true. A logo design during free fall from 11.000 feet. After that meeting we did, i had long and hard 10 days with lots of questions in my mind. Can I do that? What if I lost the pen? What if I can’t hold my hand straight? What if I can’t draw anything and things like that. When that day arrived I was quite stressful. I never did skydiving before. It was my first time and I was about to do a very crazy thing. When we arrived, Blake gave me some papers to sign. It’s like personal information and contact numbers for a possible emergency situation.

Atlayıştan 10 gün önce Skydiving Africa ekibiyle ajansta toplantı yapmıştık. O toplantıda kararlarımızı almış bunu yapmak için anlaşmıştık. Sonrasındaki 10 gün çok stresli ve yorucu geçti. Üzerimde büyük bir baskı hissediyordum. Sadece atlayacak olmak bile korkunçken bir de logo tasarlamaya çalışma fikri büyük bir stres yaratıyordu. Elimi sabit tutabilecek miydim bilmiyordum. Kalemi tutabilecek miydim bilmiyordum. Parmaklarım açık mı olmalıydı kapalı mı bilmiyordum. Nasıl hissedeceğimi havadaki basıncın ve hızın etkisini bilemiyor bir çok şeyi kestiremiyordum. Atlayış günü geldiğinde heyecanlıydım ama her zaman bunu başaracağıma olan inancımı hiç kaybetmedim. Blake bana bir kağıt imzalattı. Bana bir şey olursa tanıdıklarıma ulaşmam için gereken telefon numaraları ve bu atlayışı gönüllü olarak yapıyor olduğuma dair bir belge.

One last photo before the jump.

Atlayıştan önce son bir fotoğraf.

When they opened the door of the plane, I moved to there and that moment was the most painful and stressful moment of the entire experience. After jumping everything was so nice, it was like a dream and I don’t know how to describe it with words. I can’t even give examples to tell my feelings. It’s something different. You can’t compare this feeling with anything else.

Uçak kağıttan yapılmış gibiydi. Çok güvensiz bir hissi vardı. Küçücük uçağa 6 kişi sıkış tepiş doluştuk. Gerekli yüksekliğe çıkmamız 40 dakika sürdü. O 40 dakika büyük heyecan içinde geçti. Kurbanlık bir koyun gibi hissediyordum. Zamanı geldiğinde uçağın kapısını açtılar. İşte o kapı açıldığında içeri dolan rüzgarla irkildim. Kapıya doğru ilerlemek tüm olayın en zor ve korkulu anıydı. Kapıda atlamadan önce geçirdiğiniz o saniyeler çok korkunç. Atlayışın kendisi ise bir o kadar eğlenceli ve muhteşem. 

First seconds of jump, I couldn’t able to do a thing. I was shocked with the beauty of this experience. Then I focused and started to draw, however It was very hard to hold my hands in right position to draw.

İlk bir kaç saniye şaşkınlıktan ve olayın güzelliğinden hiçbir şey yapamadım. Tarif edilemez bir manzara vardı ve düşüyormuş değil de daha çok uçuyormuş gibi bir his içindeydim. Bir kaç saniye sonra kendimi toplayıp logoya odaklanabildim.

It took like 35-40 seconds and It was so quick. I wish I had more time on free fall. Probably I will jump again somewhere else just for fun.

Serbest düşüş 35-40 saniye kadar sürdü ama benim için jet hızıyla geçti. Her şey 5 saniyede olup bitmiş gibiydi. Serbest düşüş sürecinin çok daha uzun olmasını çok isterdim. Muhtemelen başka bir yerde bir gün tekrar atlayacağım ve bu sefer sadece olayın keyfini çıkaracağım.

When we opened the parachute it was so calm and quite. Amazing view and nothing scary. Blake gave me a board which I could draw on and I perfected my sketches and finalized the ideas such as colors and the main concept of the logo.

Paraşüt açılınca ortalık bir hayli sakinledi. Her şey çok güzel görünüyordu. Tüm o aksiyon sona ermişti ve Blake’in bana verdiği özel tahtayı kullanarak logoyu detaylandırmam için 4 dakikam vardı. 

I also wrote I LOVE BLAKE to my arm just before we landed. He laughed at this a lot. Since my life was depending on him I wanted to show my regards to him :) It was good fun. He and his company Skydiving Africa is so professional on what they are doing. I would like to thank to 3rd South Africa for organizing everything with Skydiving Africa for my jump. After my jump Blake was about to jump with 6 other people as well. What a life! Then I asked him that: How many times your parachute didn’t work? He said: 18. But the second one always worked :) The interesting thing is he never gets bored of skydiving. “Every time I jump it is exciting as the first time” he says.

İnmeden hemen önce koluma bir de “I LOVE BLAKE” yazdım. Sonuçta hayatım bu adamın ellerindeydi ve tüm süreç boyunca tüm sorularıma, kaygılarıma sabırla cevap verdi. O ve şirketi Skydiving Afrika bu işte inanılmaz derece profesyoneller. Tüm bunların dışında Skydiving Africa ile ortaklaşa çalışıp her şeyi olması gerektiği gibi organize eden 3rd South Afrika ekibine de teşekkür etmek isterim. Blake benden sonra 6 kez daha atladı aynı gün içerisinde. “Hiç sıkılmıyor musun?” diye sorduğumda aldığım cevap çok içten bir “Asla” oldu. Herhalde şimdiye kadar yüzlerce kez atlamıştır. “Bugüne kadar kaç kere paraşütün açılmadı?” diye sorduğumda verdiği cevap 18′di. Neyse ki yedek paraşüt hep açılmış. :)

Designing on the air

The story of world’s first airborne logo design. Turkish graphic designer Çağrı Çankaya. Jumping from a plane and design a logo during free fall with 200 km/h speed.

Dünyanın ilk havada tasarlanan logosu. Türk grafik tasarımcı Çağrı Çankaya 11.000 yükseklikte seyreden bir uçaktan atlayıp 200 kilometre hızla düşerken bir logo tasarlıyor.

AFB

 

AFB is a consumer finance business that specializes in the provision of credit products to consumers. AFB is committed to putting its customers first and promoting responsible lending within Africa. They believe that credit, when used responsibly, can empower people to develop better futures for themselves and their family. And they have lots of offices around Africa. They are going to build much more of them. Corporate id is also changed by Arctic Circle. Now it’s time to reveal the new identity in new offices and apply to the old ones. Since the existing ones look very third world and making major changes to them can cost billions of dollars we tried to do some basic branding to give more corporate and dependable feeling.

Arctic Circle’da çalıştığım proje büyük ama bir o kadar da sıkıcı ve tasarımdan çok ameleliği daha yoğun olan bir projeydi. AFB Afrika kıtasında bir çok ofisi bulanan bir kurum. İhtiyacı olanlara kredi veren banka benzeri bir kurum. Arctic Circle tüm kurumsal kimliğini geçtiğimiz aylarda yenilemiş. Şimdi bu kurumsalla birbirinden berbat durumdaki ofisleri yenileme vakti. Yeni açılacak olan ofisler tamamen bizim yönetimimizle sıfırdan tasarlanarak kurumsalı tam olarak yansıtacak fakat var olan onlarca ofisi yeniden yaratmak pek mümkün görünmüyor. Bu iş için çok büyük bir bütçe gerekli ve bu yüzden dönüşümü yavaş yavaş zamanla yapmayı planlıyorlar. Bu ofislerin çok kötü şekilde çekilmiş bu fotoğraflarını kullanarak yarattığımız kurumsalı hesaplı bir şekilde mekana  yedirmek ve ortamı daha kurumsal ve güven veren bir hale sokabilmek ise benim görevimdi.

The pictures were taken very badly and the quality was not very well. We just wanted to show how we can change the feeling of place and give a better experience to customers with simple, nonexpensive things like stickers, painting walls or basic posters and banners.

Fotoğraflar gerçekten çok kalitesizdi.Posterler, yer grafikleri ve biraz boya ile ortamı olabildiğince değiştirmeye çalıştım.

They love grass. So I used this fake grass carpets :)

Nedense şirket yöneticileri çim dokusuna bayılıyorlar. Yeni kurumsalın görsel dilinde de çim dokuları ve fotoğrafları pek sık kullanılmakta. Ben de ortama yapay çim halılar yerleştirdim.

They can’t even change all the desks. For this situation we may use a table cloth but I’m not sure of it. Maybe it’s worse than a bad table.

Masaları sandalyeleri değiştiremiyorlar. Masalara örtü örtmek ne kadar iyi bir fikir bilmiyorum. Belki de öylece bırakmak daha doğru olacaktır. Şu haliyle tam bir kıraathane havası veriyor bana.

Perspective painting. billboard and 3d facia.

Belirli bir perspektiften bakınca görünen bu şekil, logonun bir parçası.

Paint here and there, put some stickers and lights. Done.

Boya, yapıştır, ışıklandır, tamamdır.

Floor graphics, wall branding, can transparent stickers for glass panels.

Transparan yapışkanlarla cam panelleri giydirmek, duvarları ve yerleri giydirmek ortamı oldukça değiştiriyor.

Information graphics, new chairs, posters around and repaint the place.

Yönlendirme grafikleri de yapmak lazım. Tüm bu görseller sadece fikri müşterüye sunmak için yapıldı. Hiç biri tasarımın son hali olmayacak tabi.

This is the best office comparing to other ones.

Bu ofis diğerlerine nazaran daha iyi durumda. Zaten ana ofisleri burasıymış.

Use more white and green, repaint the furnitures.

Mobilyalara da biraz yeşillik kattık mı tamamdır.

Floor graphics and stickers.

Ofisten başka bir görüntü.

Meeting room.

Toplantı odası.

These happened in S. Africa

I was good fun to be in Cape Town… Gonna miss here for sure.

Cape Town’da iyi eğlendim. Özleyeceğim buraları…

This is gonna be crazy!

Dear friends, I will try to do another crazy thing that nobody has ever tried before. I will jump from a plane and design a logo project during free fall with 200 Km/h speed. 4 cameras will record every second and i will upload a video here soon. Till then, “Totsiens”: Goodbye in Afrikaans!

Sevgili dostlar, dünyada bir ilki deniyorum. Uçaktan atlayıp 200 kilometre hızla serbest düşüş esnasında bir logo tasarlamaya çalışacağım. 4 kamera bu anları saniye saniye görüntülüyor olacak. Görüntüleri kullanarak oluşturacağım video gelene dek, “Totsiens”: Afrikaans dilinde “hoşça kalın!”

Cape Town

Designer on the road spent 1 month in Cape Town and worked 2 advertising agencies for the beginning of his 3rd route. Cape Town is an amazing place. Its natural beauties, delicious foods and easy to live in terms of prices and traffic makes this place one of my top 3 places in the world.

İşte Cape Town’da geçen günlerden görüntüler. Bol bol dans, eğlence, parti, rakı, penguen ve doğa harikalarıyla geçen günlerden sonra yavaş yavaş Arjantin’e doğru yola çıkmanın vakti geliyor.

Now Boarding is now boarding with DOTR

Designer on the road is in Now Boarding digital advertising and design agency located in Cape Town, South Africa. Well I am gonna miss these guys from Now Boarding. Thanks to them for lovely house, showing me around and giving me nice projects.

Designer on the road 3. rotasının ilk durağı olan Cape Town’da 2 farklı ajansta çalıştı. Bunlardan ilki olan Now Boarding’den görüntüler işte burada. Now Boarding’e beni sağda solda gezdirdikleri için, güzel bir ev tuttukları için ve güzel işler verdikleri için de ayrıca teşekkür ederim.

Arctic Circle

I had a breakfast and left my house to move to the next one. Next two weeks I will be working for Arctic Circle, so they booked me another place which is closer to the office area.

Son bir kahvaltı edip güzel evimden ayrılıyorum. Önümüzdeki 2 hafta Arctic Circle için çalışacağım ve ajans bana o çevrede başka bir yer tutmuş.

This is my new place. At first they took me a place where 10 people sleeping in the same room on bunk beds. It was like a military camp. Then I asked to my new boss Reghard about: Did you see the place you booked for me? He said: No, is it nice? And I said: NO. So they changed it and here I am. This is the guest house I will stay for next two weeks.

Önce beni iğrenç bir yere götürdüler. Ranzalarla dolu onlarca kişinin aynı odada uyuduğu askeri kamp gibi bir yerdi. Ajansa dönünce patronum Reghard’a bana tuttuğunuz yeri sen gördün mü diye sordum. O da, hayır, güzel mi diye sordu? Ben de hayır dedim ve durumu anlattım. Böyle olduğunu bilmiyordum diyerek bana başka bir yer ayarladılar ve işte fotoğrafta gördüğünüz yer önümüzdeki 2 hafta konaklayacağım misafirevi.

This is my room. Not fancy as the old one but it’s ok. At least I have my own room.

Burası da odam. Tamam eskisi kadar havalı değil belki ama en azından kendi odam var. Sorun yok.

Bathroom.

Banyo.

Next day I woke up. Stick a Designer on the road sticker to the top of my door and moved to my new work.

Bir sonraki gün alıştığım odada değil yeni bir yerde açıyorum gözlerimi. Bir Designer on the road kartı çıkarıyorum cüzdanımdan ve kapımın üstüne yapıştırıp işe doğru yola çıkıyorum.

This is the parking lot of Arctic Circle. I climb the stairs and here I am in the new office. New friends to work with and new works to do…

Burası da Arctic Circle’ın otoparkı. Merdivenleri çıkıyorum ve yeni işler yapacağımız yeni arkadaşlarımla tanışıyorum.

I gave small Mevlana figures and magnets to people here. They are happy to know about it.

Buradaki arkadaşlara Mevlana figürleri ve magnetleri hediye ettim. Sevindiler. Mevlanayı tanımaktan da ayrı bir mutlu oldular.

What other thing I am gonna do in here is giving them “Mesir macunu” which is a kind of Tukish paste to improve sexual power :) and raki as a drink. Let’s see what happens when I combine these two Turkish tastes.

Cuma günü burayı mesir macunu ve rakı ile uçurmayı planlıyorum. Bu ikisini birleştirince ajansta bakalım neler olacak.

This is the place I’m working in. You see Nelson here with Turkish fez.

Ortam burası. Bir kaç odacık daha var ama ana alan bu. Fesli zenci ilginç oluyormuş :)

Here is the Punch bag of this office. Punch bag is getting to be a standart equipment for every agency in the world. Everybody has one.

Bu da ajansın kum torbası. Artık ajanslarda sarkan bu kum torbalarından görmek benim için olağan bir şey haline geldi. Bizim mesleğin gerekli bir ekipmanı haline gelen bu kum torbalarını dünyanın her yerinden bir çok ajansta görmek mümkün.

Meeting table and client list on the wall.

Ayrı bir toplantı odası dışında bir de böyle ikinci bir masa var toplanmak için. Duvarda müşterilerin logoları yer alıyor.

This is my desk. I’m working on a client named AFB. It’s a kind of company where you can take loan. AFB is a consumer finance business that specializes in the provision of credit products to consumers.

Burası da masam. Burada AFB adlı yeni bir müşteri için çalışıyorum. AFB kredi çekebileceğiniz bir şirket. Doğru planlamayla kullanıldığında kredilerin Afrika’yı olumlu yönde değiştirebileceğini düşünen bir şirket.

And here we are in the kitchen on a Friday evening. After a long time it’s good to have fish and raki in South Africa. Reminded me a lot about Turkey. Raising my glass to all friends in Turkey.

Bugünü harika kılan iki şey var. Birincisi cuma olması, ikincisi ise ajansta rakı balık yapıyor olmamız. Uzun süreden sonra rakı balık yapıp Türkiye’deki dostları hatırlayıp Afrika’da efkarlanıyorum.

Popcorn is not a good mix with raki.

Rakıyla patlamış mısır olmaz dedim ama dinletemedim.

This is Helene. The only copywriter of the agency. So she is really busy. She settles herself with raki here. :)

Helene ajansın şu an tek metin yazarı. O yüzden de biraz yorucu bir temposu var. Ama işe güce ara verip rakıyla rahatlıyor.

They like the glasses and the design of the bottle. When it comes to taste they think it’s something strange and new. I think it’s hard for them to get used to it because they usually drink wine. However they still liked it. As I heard before some of them said it tastes like Sambuca.

Şişeye bayıldılar, bardakları sevdiler ve tada gelince genelde diyebildikleri şey farklı, ilginç, değişik gibi şeyler oldu. Ama beğenmişler. Bana sorarsanız devamlı şarap içen insanlar olarak bu şekilde tepki vermeleri çok normal. Rakının tadı onlar için çok yeni ve alışmaları biraz zaman alıyor. Mesela Strateji bölümünden Stephan yeni tanıştığı bu Türk içkisini şimdiden çok sevdi.

I thought maybe we move to somewhere else from here but first we had to finish some works. Everybody got their glasses and kept on drinking while working. Should check things twice before print out :)

Hazır günlerden cumayken belki buradan çıkar başka bir yerlere akarız diye düşünürken müşteri sıkıştırmaları ve son anda patlayan revizyonlar yüzünden herkes bardağını alıp masasına döndü.