Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

The Faces You Haven’t Seen Before

In 2011 I have started a world trip with no money. Since then I met with brilliant people all round the world. For sure they are the secret heroes of Designer on the road project and I would like to thank them for being such AWESOME!

2011′de başlayan yolculuğun görünmez kahramanlarından sadece bazıları. Yolculuğum boyunca benden hiç bir yardımı ve desteği esirgemeyen dostlarıma teşekkürü bir borç bilirim.

News from KL

Have you ever wondered how your life would be if you start realizing your dreams regardless of how crazy, silly or even bizarre they may sound? The One Academy was privileged to invite Çagri Çankaya as guest speaker for the recently held talk in the hope of inspiring students to pursue their aspirations in the creative art and design industry.

The One Academy using me and my motto in their new posters to call new students for new education semester. You see Daniel my awesome Malaysian friend from KL. Thanks to him to catch this and share with me.

Kuala Lumpur’dan yeni fotoğraflar geldi. The One Academy’nin yeni sömestr için hazırladığı tanıtım posterinde ben varım. Hem de kendi sloganımla. Harika! Arkadaşım Daniel bunu kaçırmamış hemen önünde fotoğraf çekinip bana paslamış.

And these came from Daniel and Jack. Awesome days from Yes Academy. I really miss these guys. Malaysians are so good people. Love them all!

Yes Academy günlerinden de yeni fotoğraflar geldi elime. Okulun hocalarıyla verdiğimiz bu pozu nasıl unuturum. Malezyalılar süper cici insanlar. Bi kere misafirperver ve inanılmaz ilgililer. Hesap dahi ödetmiyor sürekli kültürlerini göstermek, şehri gezdirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Öperim onları ben.

This happened in Malaysia


Designer on the road won the Twisties shouting competition with longest shout and got a free t-shirt & a pack of chips. :) Twisteeeeeeeeeeeeeeeeees!!!

Twisties adlı cips markasının sokakta yaptığı en uzun kim twisties diye bağıracak şeklindeki yarışmasını yoldan geçerken kazanıp eve bedava bir t-shirt ile döndüm. Kebap

Kuala Lumpur rolling

Designer on the road was in Kuala Lumpur and Malacca to work, present, talk, live, survive, travel and make hundreds of new friends. See how he rolled here just before to jump Sri Lanka.

Kuala Lumpur’da böyleydi işte.

Batu caves

Just before leaving from Malaysia. I visited the famous Batu caves with my friends Dylan, Jack, Alvin and Daniel. Batu Caves is said to be around 400 million years old. It looks like a bit Indian because there is an Indian temple inside. But you have to climb 272 steps to reach this temple :) Good luck on that.

Batu caves’i görmeden Malezya’dan ayrılmak olmazdı. O yüzden ayrılmadan önceki gün gelip arkadaşlarla burayı gezdik. 

Full automatic Bubble gunner.

Tam otomatik baloncuk silahı ve sarı kafa.

Watch out monkeys when you are climbing. Take care of your camera or glasses :)

Maymunlar çok hızlı hırsızlar. Gözükler kameralar hep korunmalı.

Rising almost 100 m above the ground, the Batu Caves temple complex consists of three main caves and a few smaller ones.

100 metre yükselen tavanıyla Batu caves aslında 3 ana mağaradan ve bir kaç tane de ufak mağaracıklardan oluşmakta.

Batu Caves is also the centre of rock climbing development in Malaysia for the past 10 years. Batu Caves offers more than 160 climbing routes. The routes are scattered all around the side of Batu Caves, which is made up of limestone hills rising to 150m. These climbing routes are easily accessed as most crags start from ground level.

Batu caves’de bir diğer önemli olaysa kaya tırmanışı. Burada 160′tan fazla tırmanış rotası bulunuyor.

Lara Croft was here.

Lara Croft buradaydı.

Wooden steps up to the Temple Cave were built in 1920 and have since been replaced by 272 concrete steps.

Önüm arkam sağım solum Batu caves.

Some packages from Malaysia

Packaging samples from Kuala Lumpur. Chips.

Kuala Lumpur’dan cips ambalajları.

Some more chips and  a cappuccino.

Biraz daha cips ve bir adet kapuçino.

Some packages from Malacca. Local brands. White one is not bad.

Malacca’dan süper paket örnekleri. Yerli markalar lokal tatlar. Beyaz olan fena değil.

Aromas change everything. :)

Çeşitli meyveler, aromalar.

So many snacks to taste for.

Tadılacak o kadar çok atıştırmalık var ki burada. Neyse ki ucuzlar.

Some more packages from Malacca.

Malacca’dan biraz daha ambalaj örneği.

On the road

Danny’s exhibition :) The creator of Mirai character. Here what I draw in his guestbook.

mirai karakterinin yaratıcısı Danny’nin sergisini gezdim, misafir defterine de böyle bir şey çizdim. 2 sayfayı yedim diye kızmaz işallah :)

I’m on the road.

Yoldayım dedim.

Datum

Datum was a project I did for MAWS multimedia workshop in KL. Datum makes software development, business consultancy, IT Outsourcing. So thats why I did it like a computer circuit. To have that IT and high tech feeling.

Datum, MAWS multimedya için Kuala Lumpur’da çalıştığım bir logoydu. Datum yazılım geliştirme, danışmanlık hizmetleri ve bilgi teknolojileri konusunda hizmet veriyor.

A business card example for Datum.

Datum için bir kartvizit örneği.

One of the alternatives I did for Datum. Since they develop softwares and do lots of coding I wanted to use one of core characters used by coders. The comma! :)

Bu abilerin ana işi programlama. Bol bol kod yazıyorlar. Bunu göz önüne alınca logoyu programcıların en çok kullandığı karakterlerin birinden oluşturmak fikri aklıma geldi. Virgül!

Nothing is impossible

KABOOM! A Malaysian punch for those who didn’t believe me in the beginning. Regards.

KABOOM! İşte yolun başında bana imkansız diyen herkese Malezya’dan bir cevap.

Türkiye yolda ama nereye dogru? (Only Turkish)

Yolda dahi olsam sosyal medya ve internet sayesinde Türkiye’nin gündemini takip ediyorum ve yola çıktım çıkalı her seferinde aldığım haberlerin saçmalık derecesindeki artışını hayretle izliyorum. Ülke bir yolda gidiyor ama nereye gidiyor? Önceleri “Türkiye Müslüman ülke değil mi?” sorusuna evet dediğimde suratları değişen batılılara sinir oluyor, “her Müslümanı terörist zannediyor bunlar da” deyip hemen açıklama getirmeye çalışıyordum. Yolda zaman geçirdikçe gerek Müslüman ülkelerde gerekse Müslüman nüfusa da sahip başka ülkelerde yaşama şansı buldum. Edindiğim tecrübeler doğrultusunda artık batılıların Müslüman dendiğinde yüzünde oluşan o ekşimeye şaşırmıyorum. Hatta hak veriyorum bile denebilir. Müslümanların genelde kendisinden olmayanı bu kadar itmesi, kaba davranması, istememesi, zorla kendisine benzetmeye çalışması bana çok ilginç geliyor. Sadece insanlar değil Müslüman devletler de bunu yapıyor. İnsanların haklarına, özgürlüklerine şekil veriyor, yasaklar getiriyor, seni zorla kendi inandığı şekilde yaşatmaya çalışıyor, uymazsan cezalandırıyor.

Türkiye İran mı olacak tartışmaları çok yazıldı, çok çizildi. Ben bu sefer başka diyarlardan örnekler vereceğim sizlere.

Endonezya’da bazı şehirlerde o kadar aşırı bir dincilik var ki insanlar turistlere karşı çok tutucu, isteksiz, yabancıların gelip şehirlerinde içip eğlenmesini istemiyorlar. Bunun en büyük örneklerinden biri 2002′de yaşandı. Zamanla bir turist merkezi haline gelen Bali gelirinin %80′den fazlasını turizmle kazanan bir yer olmasına rağmen burada yaşayan Müslümanlar 2002′de adanın en turistik sokağı olan Kuta’ da bombalı arabalar patlatarak 200′ün üzerinde turistin ölümüne yol açtı. Bugün halen Kuta sokağının girişinde polisler araba kontrolü yapar. Ölen insanlar için bombanın patladığı alanda bir de anıt yer almaktadır. Bunu yapan insanlar şimdi cennete gideceğini mi düşünüyorlar mesela? Ben buna akıl erdiremiyorum. Müslümanlıkta en büyük günah birinin canına kıymak değil miydi?

Malezya ise apayrı bir dünya. Burada nüfusun büyük çoğunluğu Maleyler ve Çinlilerden oluşuyor. Hemen arkalarından ise onlara yakın olmasa da hatırı sayılır bir popülasyonla Hintliler gelmekte. Bu çok uluslu ortam aslında çok güzel. Herkesin birbirinden öğrenecek şeyleri olması, yemek kültürünün, çeşitliliğin çok olması harika bir şey. Lakin burada da Müslüman devlet ve aşırı dinciler olay çıkarmaya ve insanları huzursuz etmeye devam ediyor. Devlet işlerine seçilen insanlar genelde hep Maleylerden oluyor. Çünkü Çinliler ticarette daha başarılı ve daha çalışkanlar. Maleyler ise daha yavaş ve umursamazlar. Devletse Çinlileri değil onları destekliyor ve birçok kolaylık sağlıyor. Mesela Maleyler çocuk doğurdukları zaman devletten maddi destek alıyorlar. Çinlilere ve Hintlilere ise böyle bir şey yok. Çünkü hükümet Maley nüfusunun diğer ırklardan fazla olmasını istiyor. Maleyler Müslüman doğuyor ve din değiştiremiyorlar. Yanlış okumuyorsunuz burada din değiştiremiyorsunuz hatta böyle bir başvuru karşısında cezalandırılıyorsunuz.

Maley kadınlar türban takmak zorunda. Kuala Lumpur’da bazı genç Maleylerin saçını örtmediğini gördüm ancak özellikle evlendikten sonra türban şart gibi bir şey. Hele ki Kuala Lumpur dışındaki şehirlerde bu işin hiç şakası yok.

Malezya’da Maley de olsanız, Çinli de olsanız, Hintli de olsanız topluluk içinde sevgilinizi öpemiyor, sarılamıyor hatta elini dahi tutamıyorsunuz. Geçen gün Kuala Lumpur parkında sarılan genç 2 Çinli 2000 Ringgit para cezasına çarptırıldı. Şanslıydılar çünkü bazen hapis cezası da verebiliyorlar. Bunun gibi komik durumlar Malezya’nın itibarını zedelerken komşu ülkelere büyük eğlence konusu olmaya devam ediyor. Özellikle Singapur gazeteleri bu konuyu günlerce tiye aldı.

Maley şarkıcılar ya da oyuncular makyaj yapamıyor ve devamlı türban giyiyor çünkü aşırı Müslüman topluluk onları korkutuyor.

Maleyler asla alkollü içki içemiyor, Maley değilseniz de sokakta içemiyorsunuz. Zaten içki çok pahalı bir şey. İçkinin pahalılığı Endonezya için de geçerli.

Maleyler köpeklere dokunamıyor. Bunun nedenini bilmiyorum ama köpeklere dokunamazlarmış.

Maleylarin bara diskoya girmesi yasak. Hatta hükümet alkollü içki satşını dahi tamamen yasaklamak istiyor.

Erkekler kız arkadaşlarını ziyarete gidemiyor. Bir erkeğin Maley bir kadının evine ya da otel odasına girmesi yasak. Görüşmek isteniyorsa kadının kapının dışına çıkması gerekiyor. Aynı şekilde kadın da erkeğin evine giremiyor. Bu yasak ancak evlilik sonrasında kalkıyor.

Tren yolculuklarında kadınlar ayrı erkekler ayrı vagonlarda seyahat ediyor.

Maley kadınlar vücut hatlarını belli eden kıyafetler ya da kısa etekler, şortlar, dekolteler giyemiyor.

Başka dinden birisi Maley bir kadını sever, evlenmek isterse Müslüman olması gerekiyor. Bir kere Müslüman olduğunuzda da dininizi değiştiremiyorsunuz.

Eğer eski evliliğinizden çocuklarınız varsa Maley bir kadınla evlenmeniz için hem sizin hem tüm çocuklarınızın Müslüman olması gerekiyor.

Bazı maley dükkanlarında aşırı dinciler yabancıların eşyalara dokunmasını bile istemiyor. Domuz eti yiyorsun sen, bunlara dokunamazsın bunlar Müslümanlar için diyip bir güzel kovuyor.

Bunun gibi birçok şey. Tüm bu kurallar ve kısıtlamalar dışında Müslümanların genel olarak din konusunda diğer dinlerin mensuplarından çok daha fanatik ve asabi olduğunu söyleyebilirim. Bununla ilgili bir örnek vermek gerekirse geçen gün Kuala Lumpur’da ziyaret ettiğim bir camide fotoğraf çekerken yanlışlıkla ayakkabının çıkarılması gereken bir yere basmışım. Ancak bu yer camimin içi değil, dışarıda bir alandı. Tabela varmış ama nasılsa gözümden kaçmış. 300 metre uzaktan bir adamın bana doğru bağıra bağıra yürüdüğünü gördüm. Olayı anlayınca çok özür diledim ama abinin içinden bana ettiği küfürler yüzünden okunabiliyordu. Bir sikh tapınağında insanların dua okuduğu bir heykelin uzağında fotoğraf çekiniyordum. Oysaki uzakta bile olsam heykele arkamı dönmemeliymişim. Ancak bunu bana sonradan sessizce sırf genel kültür olsun diye söylediler. Kimse bağırmadı çağırmadı. Aman canım turist deyip geçiyorlardır muhtemelen. Demek istediğim Müslümanlık hoşgörü dini değil miydi? Neden Müslümanlar hep kızgın ve yaptırımcı?

Bırakın herkes neye inanıyorsa onu yaşasın. Türkiye Müslüman ülkeler içinde belki hala en özgür ülkedir. Ancak bu durum hızla tersine doğru ilerliyor ve ben bu süreci burada yaşayarak, tecrübe ederek ve üzülerek izliyorum.