Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

DOTR Classes

classes

Yoklama almanın en temiz yolu. Bu sene kimseyi sınıfta bırakmadım. :)

Best way to take attendance for the DOTR classes around the world. :)

Be Local

kılık kıyafet

To me, being local person where ever I go was always one of the core ideas of the project. I eat from local restaurants, I work with local people, I go where locals go and do what they do. Sometimes if I had enough money I was buying local clothes as well. When you have a short span of time to understand culture and create projects you have to adapt things very quickly. Especially in advertising business. I did everything I can to make this happen. I stop carrying mp3 player as well. As a huge music fan I did it on purpose. I wanted to listen people instead of mp3 files. I wanted to adapt to language, and see what kind of people talking about what kind of stuff in each country. What African kids talk about? What are the popular words Brazilian teenagers using? These kind of questions are really important when you have to sell some things by advertising in each country. Let’s take a look at world fashion by Designer on the road :) From top left to right here is a list of the traditional clothes I have bought and used on the road: India, China, Sri Lanka, United Arab Emirates, Colombia, Guatemala and El Salvador.

Lokal olmak, her anlamıyla oranın insanına bürünmek benim için bu projenin önemli bir parçasıydı. Kısa zamanda insanlarla kaynaşmak, kültüre adapte olmak için hep lokal bir yaşam sürme taraftarı oldum. Amerikan fast food zincirleri ya da batılı lüks restoranlar yerine hep lokal restoranlarda yedim, popüler olmuş halk yerlerinde gezdim, insanlar ne yapıyorsa onları yaptım. Öyle ki yola çıkarken bir mp3 çalar bile almadım yanıma. Bir müzik sevdalısı olarak bunu bilerek yaptım. Müzikler yerine oraların seslerini, insanlarını ve dilini dinlemek istedim. Bazen sıkılsam da istemesemde… Reklam yapıp insanlara ürün satmak için insanların ne konuştuğunu ülkedeki trendleri yaş aralıklarına göre popüler olan kelimeleri gözlemlemek bu projede müzik dinlemekten daha önemliydi pek tabi. Yalnız müzik dinlemek de gerekiyordu tabi tüm montajlanacak o videolar için. Bu lokal olma çalışması bazen bu kıyafet değişikliklerine kadar vardı. Maddi gücüm yettiğince bazı ülkelerde lokal kıyafetler de edindim. Hatta oranın halkı giymeyi bırakmış olsa bile :) İşte sol üstten sağ alta doğru bu liste: Hindistan, Çin, Sri Lanka, Birleşik Arap Emirlikleri, Kolombiya, Guatemala, El Salvador.

 

Toledo

toledo1

Toledo is a frozen food brand. They do salami and sausages mostly and they have 3 different types in their product range. Elite, healthy and family. Elite is more like an expensive but the best quality thing. Healthy is the one with low fat. Family is the standard series product with normal pricing. Agency did these print ad samples for the new brand look of the brand. They were changing everything. The way packages look and the entire way of communication. However client didn’t like them cause the food is not visible on the ads. They want to show their products and let people want to eat them. They want to trigger hunger effect on people.

Toledo diye bir müşterimiz vardı Guatemela’da. Salam sosis ağırlıklı ürünleri olan bir gıda şirketi Toledo. 3 farklı çeşitle ayırmış ürünlerini. Elit olan daha pahalı ve kaliteli ürünlerken, diyet ve aile temalı ürünleri de mevcut. Tüm ambalajları ve marka kimliğiyle birlikte iletişim tarzını da değiştiren marka için ajansın çalıştığı örnek ilanlar üsttekilerdi. Ürünler gözükmediği için müşteri bu örnekleri beğenmemiş. İstiyormuş ki ilanlarımızda ürünler ön planda olsun. İnsanlar bunları yemek istesin falan filan.

toledo2

Since they wanted to show the products I changed the layout idea with a table, a plate for the food and some side items to give the idea of the life style feeling of the product ranges. These works are all simple drafts and they will be finalized with real photo shoot with a professional cook and food photographer. From left to right, business icons for the elite one. Sport items for the diet one and family items for the family one.

Hal böyle olunca ben de layout’u değiştirdim ve ürünleri ön plana aldım. Yaptığım şey ürünlerin lifestyle hislerini tabağın etrafında bulunan yan objelerle vermek ama daha çok ürünlere odaklanmak oldu. Böylece birbirine sarılan ya da gülüşen insanlar çıkmış oldu. Bir diğer şey de eski ilanlarda ürünlerin renkleri birbirinden ayrışmıyordu. 3 farklı ürün için 3 farklı renkle ürünleri de birbirinden görsel olarak daha ayırmış olduk. Tabi bu işler hep eskiz amaçlı yapılmış google’dan bulunma kalitesiz görseller birleştirilerek yapılmış şeyler. Bu eskiz işler baz alınarak gerçek bir aşçı ve yemek fotoğrafçısı eşliğinde görseller yeniden çekilecek.

Syndrome

incredibles

I had a friend in Guatemala. We went to some bars, had good times and laughed a lot. I was always thinking that he is looking like somebody I know. But I couldn’t figure it out for a long time. Now I got it! He looks like the bad guy in Pixar movie “Incredibles” Dude!!! haehaehea :)

Guatemala’da bir arkadaşım vardı fena halde birine benzettiğim ama kime benzettiğimi çıkaramadığım… Geçen anladım. Şimşekler çaktı kafamda. Çocuk The Incredibles filmindeki kötü karaktere benziyordu. Fotoğraftan ziyade gerçeği daha da benziyordu. :D

Some Icons

pizza icons

These two icons I did for new offers of Telepizza. It’s a popular pizza franchise in Guatemala. First offer is for some special days. They are planning to have special offers on prices in some particular times of the some particular days with ringing a bell. It’s like the ring for the offer days. That’s how they named the campaign. Second icon is for another offer of Telepizza. It’s about best price. That’s why I used a Q type. Q and dot is the symbol of Guatemalan Quetzal (local currency). These icons are developed to symbolize these particular offers though. They are not logos for Telepizza.

Bu iki ikonu Telepizza adlı bir pizza restoranları zinciri için Guatemala’da çalışmıştım. Bu ikonlar Telepizza’nın yeni indirimlerini posterlerde broşürlerde sembolize edecek küçük logocuklar diyebiliriz. İlki haftanın belirli günleri ve belirli saatlerinde bir çan yardımıyla duyurulacak olan özel fiyat anları. İkinci ikonsa en iyi fiyat adlı bir kampanya. Bunda da Guatemala’nın lokal parası olan Quetzales’in kısaltılmış sembolü olan Q ve noktayı kullandım. Bu ikonlar sadece broşürlerde, menüde ve posterlerde bu kampanyaları sembolize edecek küçük semboller olarak tasarlandı.

work1

I actually started to design them in an Italian restaurant. :) While waiting for the pizzas it’s good to get inspired by that way. :) Real story is, the waiter brought a big paper and some colorful pens for “Mila” the baby of my friends Santi and Karu. She didn’t play with them though. I did :)

Bu ikonları tasarlamaya bir İtalyan restoranında pizza beklerken başlamıştım. :) İşin gerçeği garson masaya “Mila” için dev bir kağıt serdi ve renkli kalemler koydu. Mila da kim diyenler için hatırlatayım, Arkadaşlarım Karu ve Santi’nin bebeği Mila. Tabi Mila bu kalemlere dokunmadı bile. Daha çok benim işime geldi. En azından bu proje için işe gidince nasıl bir şey yapacağım konusunda artık bir fikrim vardı.

01 calender ENERO

In Leo Burnett Guatemala I also worked in a calendar project that they wanted to win a Cannes with it. The brief is to let people more about art. Give more people to art in people’s lifes. The idea is creating a calendar with different artists per page. All the artists from different countries participate for this calendar and create unique artworks for this calendar. All the art works including a QR code inside. When you scan the art with your phone, it takes you to the special application and the web page of the calendar. This is the page layout I designed for the calendar. Simple and clean. I also came with an another idea to take things to one step further. My idea is to install a huge lamp to our agency ceiling. When people keep scan the QR codes on the calendars they save minutes for the lamp which will be turned on at night. More minutes will let more people to see it on the street. But see what? A giant QR code on the sky! Just like a Batman call. We will call people to art! For sure everybody see this code will want to scan it with their cell phones to see what it is about. And this QR code will eventually take them to our art page to let more people about art. We are trying to find the right kind of lamp for this project nowadays.

Leo Burnett Guatemala’da çalıştığım bir başka proje de bir takvim projesiydi. Cannes yarışmasına katılıp kazanma hevesi içinde olan ajans ben gelmeden çok önce bu projeye başlamış. Amaç bu takvimle halkın sanat bilgisini arttırmak daha çok insanı sanat eserleri hakkında bilgi sahibi kılmak. Bu yüzden takvimin her sayfası için dünyanın farklı bir noktasındaki sanatçılarla çalışılmış. Her ay farklı bir sanatçının farklı tarzda bir işiyle karşılaşıyorsunuz. Takvim hem basılı hem de cep telefonu uygulaması olarak geliyor. Basılı takvimde yer alan işlerin her biri içinde bir QR code bulunduruyor. Cep telefonunuzla bunu taratırsanız sizi o eserle ve daha bir çok sanat eseriyle, sanatçıyla tanıştıran bir sayfaya yönlendiriyor. Burada gördüğünüz takvim için benim çalıştığım tasarım. Basit ve sade bir tasarımla işlerin önüne geçmemek asıl hedefti. Aslına bakarsanız ben başka bir fikirle bu projeyi bir adım daha ileri taşımış durumdayım. O da ajansın terasına dev bir gösteri lambası monte etmek. Bu lamba takvimdeki QR code’ları ne kadar okutulursa geceleri o kadar dakika açık kalacak. Peki bu lambanın olayı ne? Lamba gökyüzünde dev bir QR code yansıtıyor olacak. Tıpkı Batman’in ikonik logosu gibi. Gece dışarda yürüyen vatandaşlar gökyüzünde beliren bu dev qr codunu okutmak isteyeceklerdir diye düşünüyorum. Ben isterdim. :) Eğer okuturlarsa gidecekleri yer yine bizim sanat sayfamız oluyor. Yani takvimin amacı daha çok insanı sanat sever yapmaksa, sanatı yaymaksa bu takvim sahipleriyle kalmamalı, onlar sokaktaki insanlara bu konuda aracılık etmeli diye düşündüm. Ajans fikre bayıldı. Şu an dev ve çok güçlü bir lamba arıyoruz.

qrcalendarlogo

Name of the calendar project “QART”  These are the logo designs I did for it.

Takvim projesinin adı “QART” Bunlar da çalıştığım logolar.

nutrition

These logos I did for just a presentation of a Nutricion company. They asked for 2 editions. One for doctors (left) one for mothers (right)

Bir beslenme şirketinin yapacağı sunum için hazırladığım logolar. Biri doktorlar için (solda), diğeri anneler için olan versiyonu (sağda)

bantrab

I designed a lot of cards for a bank and a shopping center in El Salvador. Right after them in Guatemala I was designing another one for another bank. This card is a special credit card for the fans of a local Guatemalan football team. Instead of putting the logo of the team on the cards corner, I designed the card just like the logo itself.

El Salvadorda onlarca kart tasarlamıştım. Bunlardan banka için olanlar ve alışveriş merkezi için olanlar vardı. Guatemala’ya gelince üzerinde çalıştığım ilk işlerden biri gene bir kart projesiydi. Bantrab adlı Guatemala bankası bir Guatemala futbol takımıyla anlaşmış ve takımın taraftarları için özel bir kart çıkarmak istemiş. Kartın kenarına takım logosu koymak burada aslında bekledikleri en brief şeydi ama ben kartın kendisini logo gibi tasarladım. Daha hoşlarına gitti.

Rafael Landivar says thank you :)

taktir2

Another success for Designer on the road! A certificate for my presentation in Rafael Landivar University Art & Design University located in Guatemala. My surname is wrong here but it’s ok :) Thanks to eveybody in Rafeal Landivar University, specially to all students for waiting my short delay.

Guatemala’da bulunan ve ülkenin en büyük sanat ve tasarım okullarından olan Rafael Landivar Universitesinin bana verdiği teşekkür ve başarı belgesi. Soyadım yanlış yazılmış olsa da ttüm okul yönetimini ama özellikle harika öğrencilerine buradan teşekkürler sevgiler gönderiyorum.

Fashion show in Guatemala

shoppingmall

A shopping center from Guatemala. From the day I went to see movie “Flight” just before my long journey back to Istanbul. Well my plane didn’t crushed but all the other possible bad stuff, they happened one by one. :(

Guatemala’dan bir alışveriş merkezi. Eve dönmeden hemen önce “Flight” filmine gittiğimiz günden. Uçakta sıkılmayım her tribülansda heyecan yapıyım diye gittim bu filme. Sonuçta benim uçak düşmedi ama bir yolculukta olabilecek diğer her aksilik yaşandı, kaçan uçaklar, tartışmalar, çalınan para vb…

fashion4

Last night out in Guatemala. A club I don’t even remember the name. A new place. Full of people. Everybody’s dancing. Parking lots are all full.

Guatemala’da son gecem. Şehrin en yeni, en popüler gece mekanı. Adını bile unuttum ama park yeri bile zor bulduk. Kalabalık, cükke cükke, itiş kakış bir yer. Biramı içtim etrafı kestim çıktım gittim.

fashion3

I also entered the Guatemala fashion show just before I ran to my plane. My name was Christian Sega :) Yes I entered here with a fake name. It wasn’t my idea. My friend from Saatchi&Saatchi, Jonas told me to do that. Because my name was not on the list. So I used someone else’s name.

Son gece uçağa koşmadan hemen önce bir de Gutemala moda showuna gittik Saatchi&Saatchi’den 2-3 arkadaşla. Arkadaşım Jonas’ın önerisi üzerine içeriye Christopher Sega ismiyle girdim. Sonuçta davetliler listesinde gerçek adım yoktu. Biz de davetli olduğunu düşündüğümüz bir ismi söyledik. Tuttu. Girdik :)

fashion2

Some scenes from the runway. The concept was “Pastel”

Podyumdan bir kaç kare. Konsept pastelmiş ama renklerin çoğu fosforlu ya da süper satürasyonlu renklerdi. Pastel mastel yalan olmuş. Bu fotoğraftakiler gene temaya en yakın olanlar :)

fashion1

Event ended a bit earlier than we expected because of the rain and the weather was quite cold than session’s standards.

Hava zaten soğuktu, biz uzun kollularla donarken kızlar yarı çıplak podyumda neler hissediyorladır tahmin edemiyordum. Üstüne bir de yağmur başlayınca parti biraz erken bitti.

Nothing works well about Avianca

aviancashit

You remember when I was in Sao Paulo, 2800 dollars gone from my bag, Avianca people, they told me to contact with the company via their official website. Yes I tried to do it many times last 2 days. However it doesn’t even work. There is a contact and complain form in the website. However it doesn’t work too. It’s just there as a decoration. Another thing is I asked the supervisor’s e-mail who I talked with in Sao Paulo Airport. However I can’t reach to him as well cause he gave me a wrong e-mail address. Honestly Avianca, what kind of an airline company are you?

Avianca ile ilgili hiç bir şey çalışmıyor. Sao Paulo’da bulunan Avianca görevlileri web sitesi yardımıyla şirketle iletişime geçmemi önermişlerdi. Sitede bir şikayet formu varmış. Sao Paulo havaalanında internet bile yok. Eve geldim baktım evet var şikayet formu. Doldurdum özenle, her şeyi yazdım açıkladım. Gönder tuşuna bastım ki ne göreyim. Hata! Göndermiyor. Tekrar tekrar denedim. Daha kısa yazmayı eklentili ya da eklentisiz göndermeyi denedim ama hiç bir şekilde bu form çalışmıyordu. Sonra Sao Paulo’da e-mail adresini bana veren o süpervizor arkadaşa mail atıyım dedim. Attım. 2 dakika sonra mail bana geri döndü. Meğer o da yanlış e-mail vermiş. Avianca! Sen nasıl bir havayolusun arkadaş…

Avianca? Never again!

avianca

Well I just ended the 3rd route of Designer on the road. It was an amazing experience this time. Filled with less dark moments and more comfort. In the first two routes my life style was always in change. While I was having good money from some companies, some others were treating me like the opposite. So I was trying to have a balance between this two life style. The money I earned on the road used to spent on the road always. However in third route I was in quite good condition from the beginning. Companies hired me nice hotels and they all paid me very well. I spent my money for the ultimate experiences just like I was doing in the previous routes. But this time I managed to save money as well. So I was happy because it was a good feeling to return home with some money from a world trip that I started with no saving at all. I did the trip, I lived the life and I still have some money. What could be better than this. The last day of the journey supposed to be one of the happiest ones. Because I missed my family, my friends and I was dreaming the things I am gonna do back in the house. That money I saved was an important part of the dreams :) Such as buying games, drinks etc… It was 2800 US dollars which makes around 5000 Turkish Liras. That could be really helpful to have fun back in the house for sure.

But the last day of the journey became one of the shittiest days of my entire life. There was no direct flight to Turkey from Guatemala. One option was going through U.S. Since I don’t have U.S visa, this wasn’t an option for me. Then we found another route with my Turkish friend Ayça (who is always helping me to find best offers). The only way we found to Turkey was : Guatemala, Costa Rica, Colombia, Brazil and finally Turkey. A hardcore trip with many stops. I had some local money with me in my last day in Guatemala. I took them with me in my pocket. And left my savings (2800 dollars) in my luggage which has my clothes inside. I locked it well for sure. I didn’t want to carry all these dollars with me because I had to sleep in Sao Paulo Airport one day. I thought it would be dangerous to hang around there with a big wallet. So I hide the money in the luggage. I thought it will be much safer.

Anyways I started the trip from Guatemala with 1 hour delay. Went to Costa Rica and then jumped to Colombia – Bogota with no problem. When I reached Bogota I checked my next flight from the monitors but there was no gate number written for my flight. The time, code and airline company (Avianca / TACA) they were all written but there was no gate number. I asked to people around about the gate and they said: “it’s still early you should wait some time, don’t worry the gate number will appear when it’s ready.” So I started waiting and waiting but it was almost the boarding time and there was still no gate number on the screen. Then I asked to the security guards and they took me some places, asked different people, talked Spanish with each other and lost a lot of time around. Finally they learned the gate number by walkie talkie. It was “Gate 28A” The security guard showed me the way and when I was there I see that it’s a half completed building which is still in construction. The guy in front of the gate said your plane is already took off. Well I was really pissed off to that. No gate number in screens, in ticket and no calls for the gate with an announcement. Avianca changed my plane ticket with the next one for free after some discussions. However it was arriving to Sao Paulo 1 hour later than my flight to Turkey. So I changed that ticket to the next day as well. Which made my long trip, a never ending journey. I was worried about my luggage. It went to Sao Paulo with the plane I missed? Or are they still here in Bogota? Avianca crew said your luggage is here and it will go to Sao Paulo with you. It was all good news and I was feeling like I solved the problems. With the night flight 21:38 I was flying to Sao Paulo. When I arrived I ran to luggage taking area. I wait I wait I wait and finally I found my 2 luggage. One was ripped of and looked like opened. So I checked the other luggage right there in Sao Paulo  airport. It was the time I faced with a terrible thing. They opened the lock, messed up my things all around, took the money, closed the bag and sent it… Yes they took all the money I had there and didn’t took anything much else. I was feeling super stupid right there all alone with no money at all. Because I spent the last money I had in my wallet for the laundry expenses. The hotel owner asked me to pay for them. So I was in a deep shit. Almost no sleep, dead tired, no money and 24 hours of waiting for the Turkish airline plane in Sao Paulo airport. If you know that place you know how it is hard to wait there for long hours. It’s not a comfortable place to be in. I went to Avianca but they didn’t do much. They took my e-mail, phone number, photocopy of my passport and my plane ticket. Then they said they will search and let me know. (I thought they are not gonna do anything at all) I asked for the supervisor’s name and contact information and he gave me. Except the surname. He told me that he can’t tell me his surname because of the security rules.

Anyways then I went to the police station. There they listened my story and wrote them all. They told me that they will start an investigation for this. However they can’t do much something in Bogota because they are a police station in Brazil not Colombia. So they are gonna ask support of Colombian police department. But they are not so sure that they will be able to do something as well. It was really bad to be there because these people didn’t even gave me any trust and faith. Beside all that they look like super slow in this thing. They made me feel like: “the money has gone boy, get over it.”

Don’t get me wrong they were really nice. Especially the man named: Paulo Wellington. I was really hungry and he gave me two sandwiches and water. Police officer Paulo also wrote me his number and told me that I can call him to get information about the progress. Then I went to another place named “Anac” which is another company for looking after these airway companies and controlling them. They also listened my story however things wasn’t that easy. Most of the people here don’t speak much English. Half of them are not even able to speak anything. So it was a bit hard to tell same long story and try to let them understand me. I was frustrated, tired, angry and pissed off. Probably one of the most shitty day of my entire life. In that company named “Anac” They told me to get a document named “R.I.B” which means: “Registro de Irregularidade de Bagagem” (Property  Irregularity Report). So I went there back to Avianca. But the man I spoke with wasn’t there any more. There was a girl who doesn’t understand any English. I didn’t give up and tell that I need that document. She didn’t understood at all but then another girl came in who has slightly better English. She understood me and she took me to another place where they can give me that document. But they didn’t know English as well. They kept telling me to contact Avianca by their website. I said ok I ll do that when I reach my home but I want to talk with real people to solve this problem before it is gonna be too late. They didn’t care much. Then they said you should call the call center of Avianca by phone. I don’t know an Spanish, my phone doesn’t work here and I don’t have any money to pay public phones. Not even a cent. So please help me I said. Finally they let me to call that number from their office phones but the phones there had a problem the voice was so low. I barely heard the operator that I talked with. She also told me to contact with the website and she promised me somebody will reply in two days by phone or e-mail. So I closed the phone and people there gave me the document that I was asking for. Then I went back to this company “Anac” again and show them the document I got. They said you did everything you can do. Now we will wait what happens. They said Avianca will call me or write me about the re-pay in 21 days. I hope they do. I will write you about this process.

After all my happiness and joy about going back home became a nightmare because of Avianca and my stupid action to leave the money in the luggage. I could prefer not to sleep 2 days instead of losing that money. It looks like you can’t know which way is safer sometimes. For sure it could happen to anybody. Police also told me they always open luggage and steal things inside. It never happened to me before. They said you were lucky till now.

I am writing these words to you from Sao Paulo airport. With tired, burning eyes… Feel sick and unhappy, thirsty and hungry. It was 13:25 pm when I was writing this sentence in Sao Paulo’s stupid airport. I still have more than 13 hours to spend here. See you in Turkey. Hopefully.

 

Üçüncü rotanın son günü. Heyecanlı ve mutluyum. Sonunda aileme, arkadaşlarıma ve sevdiğim yemeklere kavuşacağım… Bu rota çok iyi geçti. İlk iki rotadaki hastalıklar, fakirlikler bu rotada neredeyse yoktu. Daha lüks, daha konforlu ve daha dolgun maaşlı bir rota oldu bu sefer. Öyleki bu sefer para bile biriktirmiştim. (2800 dolar yani ortalama 5000 TL para) Meteliksiz dünya turu yapıp üstüne az da olsa parayla dönebildiğim için sevinçliydim. Ta ki “Avianca / Taca havayolları” her şeyi bozana kadar.

Dönüş yolculuğu için Guatemala’dan tek seçeneğim “Guatemala, Kosta Rika, Kolombiya, Brezilya ve Türkiye şeklinde olan uzun bir maceraydı. Guatemala’dan 1 saat rötarlı başlayan yolculukta Kolombiya’ya kadar sorun yaşamadım. Kolombiya havaalanına girince de monitörlerden Sao Paulo uçuşunun gate’ini öğrenmek istedim. Uçuşla ilgili ekranda her bilgi yazarken gate numarası yazmıyordu. Etraftakilere sordum. Bekle yakında belli olur orada yazar dediler. Ben de bekledim bekledim ama bir şey çıkmadı. 15:20’ye geliyordu saat, yani kalkışa az kalmıştı. Güvenlik görevlilerine sordum en son. Sağa sola götürüp başka güvenlikçilerle uzun uzun tartıştılar bu konuyu İspanyolca. Yahu gate neden yazmıyor acaba falan diye. Orada bir sürü zaman kaybedildi. Sonra telsizle öğrendiler hangi gate’miş gitmemiz gereken. Bu güvenlikçi abiyle gittik sonra o gate’e. Bir de ne göreyim burası yarı inşaat halinde tam bitmemiş bir yer. Muhtemelen sistemde de ondan çıkmıyor. Oradaki görevli senin uçak gitti ki dedi bana pişkin pişkin. Ben de delirdim tabi, ne bilette yazıyor gate ne ekranlarda üzerine anons falan da yapılmıyor. Delirdim. Neyse ki bileti değiştirmeyi kabul ettiler biraz tartıştıktan sonra. Yalnız bu sefer de Türk Hava yollarıyla Brezilya’dan İstanbul’a uçacağım uçağı kaçırıyordum. O yüzden onu da değiştirdik Türkiye’den biletler konusundaki sağ kolum Ayça sayesinde. Aklım bir tek valizimde kalmıştı. Kıyafetler için kullandığım küçük bir valiz var. O valiz benim kaçırdığım uçakla Sao Paulo’ya gitti mi? Yoksa burada mı? Avianca havayollarının cevabı burada, valizini bekletiyoruz seninle bir sonraki uçakla Sao Paulo’ya gidecek dediler. Hay hay dedim. Sorunlar çözülmüş görünüyordu. Rahatlamıştım. 5-6 saat bekleme, 5-6 saat uçma desek 12 saat kadar sonra Sao Paulo’da valizlerimi bekliyordum. Bekledim bekledim ve banttan akmaya başladı valizler. Sonlara doğru benimkisi de geldi. Ama teki param parça olmuş diğeri de fena halde hırpalanmıştı. Poşetle sardırdığım olan aslında tripot ve Guatemala’dan aldığım kediydi. 2 ayrı parça veremezsin dediklerinde bu şekilde sardırarak tek parça haline getirmiştim havaalanındaki naylon sarıcılarla. Resmen birisi açmış bunu yolda bu hale gelemez dedim ve asıl büyük olanı açtım. Yani biriktirdiğim paranın, hediyeliklerin ve kıyafetlerin olduğu çanta. Açar açmaz düzenlediğim her şey karman çorman sağa sola saçıldı. Evet çantanın kilidi açılmış, bir güzel karıştırılmış içindeki para araklanıp aynen geri kapatılmıştı. Sinirden deliye döndüm. Hem kendime, hem Avianca’ya. O parayı orada bilerek bırakmıştım çünkü orada kilitli olarak daha güvenli olacağını düşünmüştüm. Özellikle de Sao Paulo havaalanında 24 saat uçak bekleyeceğimi ve muhtemelen uykusuzluktan sızabileceğimi düşünürsek. 5000 TL dile kolay kaç tane oyun, kaç porsiyon börek, meze, rakı alırdım o parayla…

Çok büyük ihtimalle Bogota’da Avianca’nın bagaj görevlileri benim çantayla ilgilenmek için fazlaca zaman bulmuşlardı. Para da orada kayboldu çok büyük ihtimalle. Sao Paulo’ya gelir gelmez Avianca yetkililerini buldum. Buldum dediğime bakmayın kolay olmadı. Önce bir yere gittik kapalıydı, gelirler bekle dediler bir kaç saat orada dikildim o sinirle. Çantayı ara ara açıp tekrar tekar aradım paraları ama yoktu. Çanta zaten darma dağın olmuştu, tekerlekleri kırılmış, fermuarları bozulmuş, kilidi açılmış…

Daha sonra başka bir yerde bir oda buldum Avianca memurlarıyla dolu. Anlattım durumu. Pasaportumun ve Bogota Sao Paulo biletimin fotokopisini çektiler. Telefonumu e- mail adresimi aldılar ve beni arayacaklarını söylediler (tabi inanmadım). Ben de oranın süpervizorü olan Marcos’un ismini, numarasını ve e-mailini aldım. Bu anlattım gittim gibi yazdığım şeylerın hepsi öyle yazıldığı gibi şıkır şıkır olmuyor tabi. İngilizce bilmiyorlar hiç. Anlaşmak dert anlatmak çok zor. Anlamıyorlar. Bazen anlasalarda anlamamazlığa geliyorlar gibime geliyor hatta. Ben dedim ki bi şeyler yapalım şimdi ben 1 gün buradayım. Sizi görebiliyorken ilgilendiğinizi görmek istiyorum. Ben gidince bir şey yapacağınızı hiç düşünmüyorum dedim. O adam da tamam sen şimdi git akşam 9 da gel ben elimden geleni yapıcam sana bilgi veririm dedi. Ben de tamam madem dedim adamın kafasına silah dayıyamayacağıma göre. Gittim bir de polis’e anlattım durumu. Bu polis teşkilatında böyle tüllü kıyafetli, topuklu, bol dekolteli kadınlar da çalışıyordu. Onlar da polis sanırım. Ama ortam hiç ciddi bir yere benzemiyordu, karakol mu başka bir yer mi belli değil pek. Orada biraz bekledim. Önce hikayeyi dineleyen kadınlardan biri vah vah deyip benim mesaim bitti dedi gitti. Sonra başka bir adam geldi ona anlattım bu sefer. O bi döküman doldurttu bana, bir rapor yazdı ve soruşturma açılacağını söyledi. Ancak parayı bulabileceklerini sanmıyorum. Brezilya’daki garip bir polis teşkilatı burası. Kolombiya ile ilgili bir şey yapacak gücü hiç göremedim. Kolombiya polisinden yardım isteyeceklermiş ama onlar da sallar mı bilmiyorlar. Zaten ben daha buradakilerin sallayacağından şüpheliyim. Kimse hiçbir şey yapmayacakmış ve her şey ve herkes süper göstermelikmiş gibi geliyordu bana. Ümidim yoktu hiç bu insanlardan ama çaresizce elimden geleni yapmaya çalışıyordum. %0,01’i deniyordum kendimce. Olay sıcağı sıcağınayken hiçbir şey yapmayan hatta gayet yavaş takılan bu insanlar 1 ay sonra arayıp bulduk paranı demiyeceklerdi besbelli. Hatta bu bavul açma ve içindekileri çalma pek sık olan bir şeymiş dediğine göre. O da biraz kanıtladı bana bu adamlar demek ki çok ilgilenmiyorlar diye. Ortada böyle bir açık var ki bu kadar rahat bu insanlar korkmadan böyle şeyler yapabiliyorlar diye düşündüm. Öyle olunca o 0,01’i de kaybettim.

Çok acıkmıştım polis memuru Paulo Wellington bana iki sandwich ve su verdi. Cebimde hiç param yoktu. Cüzdandaki son parayı sabah hostelden çıkarken hostel sahibine kıyafetlerimin yıkanma ücreti olarak vermiştim. Evet onu unutmuştum tabi. Polis arkadaşın da telefonunu ve e-mailini aldıktan sonra  çıktım bu sefer bir başka şirket olan “Anac” burası buradaki havayolu şirketlerini denetleyen bir şirketmiş. Onlara da anlattım durumu. Yine ingilizcesi çat pat bir kız vardı. Bir kaç akıl verdi bana. Avianca’dan almam gereken bir dökümandan bahsetti. Ödemezlerse dava açarken lazım olacak bir şeymiş. Adı: “Registro de Irregularidade de Bagagem” (Property Irregularity Report). Neyse binbir güçlük onu da aldım tekrar Avianca’ya gidip. Bu sefer o konuştuğum süpervizor adam değil 2 tane kız vardı İngilizce bilmeyen. Gene onlara anlat et derken buradan alamadığımı öğrendim o dökümanı. Başka bir yer varmış. Kızın teki beni götürdü oraya. İlk gittiğim ama kapalı olan yerdi burası. İçerideki insanlara olayı tekrar anlattım. İnternetten şikayet dilekçesi ver, telefonla call center’ı ara gibi başlarından savucu öneriler sundular bana. Ben başlarından savrulmadım tabi ki, başlarının etini yedim. En son oradaki telefonu kullanarak o call center’ı aramama izin verdiler. Zaten ne yapabilirdim ki. Kendi telefonum burada çalışmıyordu, kartlı telefon için param yoktu artı ispanyolca bilmeyerek tek başıma çok zor olacaktı anlaşmak. Telefon görüşmesinden sonra o dökümanı bana hazırlayıp verdiler. Sonra dökümanla tekrar “Anac” şirketine gittim. Oradaki kız tamam sen şimdi yapacağın her şeyi yaptın artık bekleyeceksin 21 gün müddeti var Avianca’nın 21 gün içinde seni aramaları ya da mail atmaları lazım bu dökümanla ilgili karar alıp dedi. Ben de hadi bakalım dedim. O biraz olumlu gibi konuşuyordu ama benim hiç umudum yok. Umarım ararlar beni, gelişmeleri buradan sizlerle paylaşacağım.

Şu an bu yazıyı Sao Paulo’da yanımda kimsenin emanet almak istemediği 3 koca ağır çanta ile bi köşede süper rahatsız bir koltukta yazıyorum. Gözlerim yanıyor. Uykum var, hasta gibiyim, üzgünüm, kızgınım, uçağım 04:15 am’de. Ben bunları yazarken saat 13:25’i gösteriyor. nereden baksak 13-14 saat daha buradayım. Gene karnım acıkıyor. Ayrıca çok susadım. Boş cüzdanıma baktıkça orada 5000 tl olabileceğini düşünüp kafayı yiyorum. Bundan daha büyük çin işkencesi olamaz. Bi yere gidemiyorum çantalar çok büyük engel. Param çalınmış moralman bitiğim, hiç bir şey yapamadığım için sürekli bunu düşünüyor kendimi yiyorum. Tuvaletim de var ama tuvalet kağıdı yok. Şu 2 günü atlatırsam daha iyi olacağım sanırım. İstanbul’a gelişim böyle olmasaydı keşke. Ah Avianca… Bir daha asla.

Shit happens!

I’m in big shit again… We arrived here in Colombia one hour late. But it was still before the Sao Paulo flight. Because Sao Paulo flight was written as 15:20 unlike my ticket (14:20) so it was fine but the problem was there was no gate number written for that flight. Not in the monitors not in my ticket. No where. So I asked to people about which gate I should move on. They told me to wait some time and gate number will appear on screens when it is ready. I wait some but nothing changed. It was almost 15:20. So I had to find the gate. I asked to security and he took me some place, ask another guy, they discussed the situation then asked to another people on walkie talkie after that took me to gate number 28 which is supposed to be the gate of that flight. But that place was like a new closed area. It’s a new place still in construction. They said the plane has departed. So I missed the flight because of the unknown gate number. They accept their fault and they will change my ticket to next Sao Paulo flight for free which is tonight at 21:39. However that plane will arrive to Sao Paulo around 05:15. This means I am gonna miss the other flight which is from Sao Paulo to Istanbul. Luckily I had some power left on my laptop and I contacted with my friend Ayça who helped me to buy my tickets all the time. She replied me quickly from her cellphone and we managed to change the Sao Paulo – Istanbul ticket for the next day. The problem is I don’t know where are my bags. Here? Or in Sao Paulo? Are they gonna change the ticket or not? Lots of question marks. For now it looks like I am gonna arrive to Istanbul in 7 march 21:30 pm. Shit, hope I don’t die because of hunger.

Gene başım dertte. Bu yolculuk daha Guatemala’dan 1 saat rotarlı başladı. Kosta Rika ve ardından Kolombiya’ya geldik. Yalnız Kolombiya’ya geldiğimizde saat biraz geçti. Bogota – Sao Paulo biletimde kalkış saati 14:20 yazıyordu sonuçta ama biz geç geldiğimiz için havaalanındaki ekranlarda yeni saati gördüm 15:20. Hala zaman vardı ama uçuşun hangi gate’de olduğu yazmıyordu. Yani ne biletimde ne de havaalanındaki monitörlerde gate numarası olmayan bir uçuşum vardı. İnsanlara sorduğumda bekle daha erken gate daha belli değildir, belli olunca ekranda belirir dediler. Bekledim ettim ama saat artık 15:20′ye yaklaşıyordu. Ortada hala gate numarası yok. Bir güvenlik görevlisine sordum. O beni bir yerlere götürdü. Başkalarına sorduk, bi ton zaman kaybettik. Sonra telsizle öğrendi gate numarasını birilerinden. Oraya gittik ki daha inşaat halinde yarısı kapalı garip bir alan. Gate 28′miş meğer orası. Oraya vardığımızda bana senin uçak gitti ki dediler. Benim başımdan kaynar sular döküldü. İnanılmaz sinirlendim bu aptal Avianca ya da diğer adıyla Taca havayollarına. Neyse bu akşam başka bir uçuşları var 21:39′da ve benim bileti o uçuşa aktarıcaklar. Ücretsiz olarak pek tabii. Sorun şu ki o uçak Sao Paulo’ya 05:15 civarı varıyor. Bu da benim Sao Paulo – Istanbul Türk havayolları uçuşunu kaçırmam demek ki çok büyük sorun. Ve o bilet onların bileti olmadığı için bizi ilgilendirmez demekten başka bir şey de yapamıyorlar. Şansım var ki laptop’umda hala biraz batarya vardı ve havaalanında da bedava internet. Biletlerimi almamda hep yardımcı olan ve bana en ekonomik biletleri ayarlayan dostum Ayça’ya anlattım durumu. Ayça Türk havayollarıyla görüşüp bileti bir sonraki gün için değiştirdi. Hem de cezasız! Şimdi param yok, karnım aç, akşam 8 olmasını bekliyorum bileti değiştiricem, çantam Sao Paulo’ya bensiz gitti mi yoksa burada mı bilmiyorum. Dediklerine göre buradaymış ama bana mantıksız geliyor. İşallah çantam kaybolmaz yoksa hayatım kayar. Ayrıca bu adamların her dediği cümle bir öncekiyle tezat. Hiç güvenmiyorum bu insanlara. Son durumda her şey yolunda giderse İstanbul’a 7 mart 21:30′da varıyorum. Yani aynı saat bir sonraki gün. Eş dost bunu okuyan annemlere söylesin bari ben mail attım da onlar o mali seneye anca görür.