Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Arctic Circle

I had a breakfast and left my house to move to the next one. Next two weeks I will be working for Arctic Circle, so they booked me another place which is closer to the office area.

Son bir kahvaltı edip güzel evimden ayrılıyorum. Önümüzdeki 2 hafta Arctic Circle için çalışacağım ve ajans bana o çevrede başka bir yer tutmuş.

This is my new place. At first they took me a place where 10 people sleeping in the same room on bunk beds. It was like a military camp. Then I asked to my new boss Reghard about: Did you see the place you booked for me? He said: No, is it nice? And I said: NO. So they changed it and here I am. This is the guest house I will stay for next two weeks.

Önce beni iğrenç bir yere götürdüler. Ranzalarla dolu onlarca kişinin aynı odada uyuduğu askeri kamp gibi bir yerdi. Ajansa dönünce patronum Reghard’a bana tuttuğunuz yeri sen gördün mü diye sordum. O da, hayır, güzel mi diye sordu? Ben de hayır dedim ve durumu anlattım. Böyle olduğunu bilmiyordum diyerek bana başka bir yer ayarladılar ve işte fotoğrafta gördüğünüz yer önümüzdeki 2 hafta konaklayacağım misafirevi.

This is my room. Not fancy as the old one but it’s ok. At least I have my own room.

Burası da odam. Tamam eskisi kadar havalı değil belki ama en azından kendi odam var. Sorun yok.

Bathroom.

Banyo.

Next day I woke up. Stick a Designer on the road sticker to the top of my door and moved to my new work.

Bir sonraki gün alıştığım odada değil yeni bir yerde açıyorum gözlerimi. Bir Designer on the road kartı çıkarıyorum cüzdanımdan ve kapımın üstüne yapıştırıp işe doğru yola çıkıyorum.

This is the parking lot of Arctic Circle. I climb the stairs and here I am in the new office. New friends to work with and new works to do…

Burası da Arctic Circle’ın otoparkı. Merdivenleri çıkıyorum ve yeni işler yapacağımız yeni arkadaşlarımla tanışıyorum.

I gave small Mevlana figures and magnets to people here. They are happy to know about it.

Buradaki arkadaşlara Mevlana figürleri ve magnetleri hediye ettim. Sevindiler. Mevlanayı tanımaktan da ayrı bir mutlu oldular.

What other thing I am gonna do in here is giving them “Mesir macunu” which is a kind of Tukish paste to improve sexual power :) and raki as a drink. Let’s see what happens when I combine these two Turkish tastes.

Cuma günü burayı mesir macunu ve rakı ile uçurmayı planlıyorum. Bu ikisini birleştirince ajansta bakalım neler olacak.

This is the place I’m working in. You see Nelson here with Turkish fez.

Ortam burası. Bir kaç odacık daha var ama ana alan bu. Fesli zenci ilginç oluyormuş :)

Here is the Punch bag of this office. Punch bag is getting to be a standart equipment for every agency in the world. Everybody has one.

Bu da ajansın kum torbası. Artık ajanslarda sarkan bu kum torbalarından görmek benim için olağan bir şey haline geldi. Bizim mesleğin gerekli bir ekipmanı haline gelen bu kum torbalarını dünyanın her yerinden bir çok ajansta görmek mümkün.

Meeting table and client list on the wall.

Ayrı bir toplantı odası dışında bir de böyle ikinci bir masa var toplanmak için. Duvarda müşterilerin logoları yer alıyor.

This is my desk. I’m working on a client named AFB. It’s a kind of company where you can take loan. AFB is a consumer finance business that specializes in the provision of credit products to consumers.

Burası da masam. Burada AFB adlı yeni bir müşteri için çalışıyorum. AFB kredi çekebileceğiniz bir şirket. Doğru planlamayla kullanıldığında kredilerin Afrika’yı olumlu yönde değiştirebileceğini düşünen bir şirket.

And here we are in the kitchen on a Friday evening. After a long time it’s good to have fish and raki in South Africa. Reminded me a lot about Turkey. Raising my glass to all friends in Turkey.

Bugünü harika kılan iki şey var. Birincisi cuma olması, ikincisi ise ajansta rakı balık yapıyor olmamız. Uzun süreden sonra rakı balık yapıp Türkiye’deki dostları hatırlayıp Afrika’da efkarlanıyorum.

Popcorn is not a good mix with raki.

Rakıyla patlamış mısır olmaz dedim ama dinletemedim.

This is Helene. The only copywriter of the agency. So she is really busy. She settles herself with raki here. :)

Helene ajansın şu an tek metin yazarı. O yüzden de biraz yorucu bir temposu var. Ama işe güce ara verip rakıyla rahatlıyor.

They like the glasses and the design of the bottle. When it comes to taste they think it’s something strange and new. I think it’s hard for them to get used to it because they usually drink wine. However they still liked it. As I heard before some of them said it tastes like Sambuca.

Şişeye bayıldılar, bardakları sevdiler ve tada gelince genelde diyebildikleri şey farklı, ilginç, değişik gibi şeyler oldu. Ama beğenmişler. Bana sorarsanız devamlı şarap içen insanlar olarak bu şekilde tepki vermeleri çok normal. Rakının tadı onlar için çok yeni ve alışmaları biraz zaman alıyor. Mesela Strateji bölümünden Stephan yeni tanıştığı bu Türk içkisini şimdiden çok sevdi.

I thought maybe we move to somewhere else from here but first we had to finish some works. Everybody got their glasses and kept on drinking while working. Should check things twice before print out :)

Hazır günlerden cumayken belki buradan çıkar başka bir yerlere akarız diye düşünürken müşteri sıkıştırmaları ve son anda patlayan revizyonlar yüzünden herkes bardağını alıp masasına döndü.

26 Ekim 2012 Yorum Yapılmamış Short URL

Leave a comment  

name*

email*

website

Submit comment