Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Archive for Eylül, 2013

Works I did in 2 weeks in Romania

work1

I was working on the identity of an expo about Facebook in Bucharest. It’s called as “All things Facebook” which tells everything you need to know about Facebook marketing. Here are some examples of the logos I created for the event.

Bükreşte ilk işim sosyal medya ve Facebook pazarlama stratejileri üzerine gerçekleşecek olan “All things Facebook” adlı konuşma ve seminer etkinliğinin kurumsalı üzerinde çalışmaktı. Etkinlik için hazırladığım logo çalışmaları.

work2

After we picked the logo they asked me to create lot’s of digital works such as facebook banners, cover images, e-mail signatures and some promotional items such as notebooks and roll up posters.

Daha sonra bu logoyu kullanarak türlü dijital işler yapmamı istediler. Banner tasarımları, Facebook cover tasarımı, e-posta imzası, not defteri vb hediyelik promosyon ürünleri…

work3

My boss Dragos Stanca asked me to create a new logo for his blog and here some alternatives.

Patron Dragos Stanca yeni blog’u için benden logo istedi. Sıkıysa yapma şimdi.

Print

Icee fest is a festival presented by Think Digital. It is all about internet and social media ideas. Well known people from Facebook, Twitter, Skype, Google, Yahoo and YouTube comes to Bucharest to have a talk about social media idea and internet ideas. Young visitors can ask them questions and they can also participate even with their own projects and showcase them. I did two alternative logo designs for the event.

Icee fest bir sosyal medya ve internet festivali. İnternetin devlerini Bükreş’te buluşturan etkinliği her sene Think Digital düzenliyor. Facebook, Twitter, Skype, Google, Yahoo ve Youtube’dan ünlü simalar gelip konuşma yapıyorlar, gençlere fikir veriyorlar ve gençler de onlara kendi hayal ettikleri ya da uygulamaya çalıştıkları sosyal medya fikirlerini aplikasyon önerilerini sunma şansına erişiyorlar. Icee aslında I see olarak okunduğu için logo konusunda gözlü bir konsept üzerinde çalıştık.

work5

Last year the event appeared with “Internet giants are coming” headline. So this year we say “Giants are back” Last year there was a rocker girl on the poster and I have no idea why they did it that way. This year I designed the event poster like a Godzilla movie poster since we are stick to the “Internet Giants” idea.

 Geçen seneki etkinliğin afişinde rocker bir kız vardı. Neden böyle bir etkinlikte ana görsel olarak bu kızı kullandılar hiç bir fikrim yok. Hala da bilmiyorum. Bu sene gene “İnternet devleri dönüyor” başlağıyla ilerlediğimiz için işi Godzilla tarzı bir film posteri havasında yaptım.

work6

And I also made it in various sizes.

Daha sonra bir çok farklı boyutta uygulamaları oldu.

Print

Ohh is a fashion brand mostly for young girls aged between 18 – 28. It’s an online fashion store. They sell the products only from internet and the products are mostly for clubbing. Clothes for short term use. Name comes from “Out of home fashion”

“Ohh fashion” 18 – 28 yaş aralığındaki gece hayatı seven Bükreşli kızların alışveriş ettiği bir internet mağazası. Ürünlerini sadece internet üzerinden satan mağaza ucuz ama seksi kıyafetler satıyor. Zaten bunları alıp sadece bir kez giyen kızlar ürünlerin kalitesini de pek önemsemiyor. Hızlı tüketim şık kıyafetler sunan bu marka için hazırladığım logo çalışmalarından bazıları.

work9-01

“Prive Boutique” is another fashion brand I just created in Bucharest. Bucharest was a bit hardcore work-wise. I did 5 logo projects in 2 weeks only. Plus to that 2 posters, 1 print ad, 1 info graphic.

Bükreş’de bir logo projesi daha. Prive Butique bir moda sitesi, kaliteli ve pahalı ürünleri Bükreş’e getirip internet üzerinden satıyorlar. Bükreşte patronum benden çok iş istedi, sürekli şu var bu var bi de bu var diye işleri verdikçe vermeye devam etti ve haliyle her iş için çok kısıtlı zamanım oldu. Farkettiğim şey işin çok kaliteli olmasının onun için bir önemi yoktu. O sadece yapalım ve geçelim havasında gibiydi. Şimdi işleri yüklerken bakıyorum da 2 haftada 5 logo projesi yapmışım mesela. Üstüne bir de posterler, bir basın ilanı ve bir ingrafik çalışması var. Bükreş yoğun geçmiş.

Screen Shot 2013-09-16 at 10.01.35

 

This was the brief I got for a print ad about the agency “Think Digital”. Well I didn’t know much about the agency, we had no images, we had no copywriter to cooperate but I did this by myself. A typographic thing which tells what we do. The print ad will be published in the catalog of Iceefest. So I thought it would be a good mood to make it young, colorful and enjoyable.

Bu brief’i hatırlıyor musnuz? Icee fest’in kataloğunda yayınlanması için ajansa ait bir basın ilanı tasarlamam istendi. Fakat brief’de ne ajansa dair bir bilgi, ne bir görsel referans ne de ajansta çalışabileceğim bir metin yazarı vardı. Kendi kendime böyle bir ilan yapıverdim süper kısıtlı bir zaman içinde. Romanya bayrağının renklerinden oluşan 3 satırda ne yaptığımızı ve bunu nasıl yaptığımızı anlattım.

work10-01

Then my boss didn’t like it. He said it doesn’t have the Think digital identity much. So with some revisions it became something like this :)

Lakin patronum Stanca bunu pek sevmedi. Hem karışık buldu hem de Think digital kurumsalını taşımıyor dedi. Sonra revizyonlarla bu hale geldi. Pespembe bir sayfa üzerinde (Think digital’in kurumsal rengi) dişi logo. :)

work10-03

I also did this info graphic for Think Digital since they had problems to tell details of their works and numbers. And yes I did it only in my last day in the company.

Koştur koştur tasarım yaptığım şirket Think Digital için bir de böyle bir bilgilendirme grafiği hazırladım. Son iş günümde yaldır yaldır yaptığım bu iş sayesinde müşterilere bilgi vermek ve ne yaptıklarını anlatmak daha kolay olacakmış.

Print

Never ending train trip.

train1

My journey started at 03:00 am. I woke up in the middle of the night, changed clothes and locked the house. Walked till the Romana square to find a taxi. Went to agency to drop the key to the guard so he can give it back to my boss Dragos. Told the taxi driver to wait for me till I come back. After dropping the keys I come back and asked to the driver to drop me in train station. My train was at 05:45 am. I came earlier than I expected. So I looked around and learned the area. I found the line of my train and started waiting in front of it. There were some other people around. Not much. Maybe 3 or 5 of them. All looking very tired, half sleepy. There was one guy waiting in the opposite line. He tried to stand up from where he was sitting but he just felt down. Then he hold the chair and raise his body somehow but he was hardly standing. He shouted some things around which didn’t make any sense to me. Then he tried to walk some but every time he did that he just felt again. After some minutes he unbuttoned his pants. I didn’t understand what he was doing but then I saw he started to pee over his pants. Then he walked around with his wet pants. Meanwhile there was still one hour to my train and I was feeling hungry already. So I went back and bought a sandwich and some snacks to eat later on in the train. I also bought a bottle of water as well.

Sabahın 03:00′ında uyanıyorum ve üstümü değiştirip dışarı çıkıyorum. İlk yapmam gereken şey evin anahtarını ajansın bekçisine bırakmak. Ama yoldan bir tane bile taksi geçmiyor. Romana meydanına yürüyorum. Oradaki durakta bir taksi bulacağımı umut ederek gecenin karanlığında bavulun tekerlekleriyle yaptığım gürültüden rahatsız olsam da koca bavulu sırtımda taşıyacak halim yok. Zaten sırtımda da sırt çantam var. Taksi beni görür görmez yanıma gelip duruyor. Önce ajansa gidiyoruz, anahtarı bırakıyorum. Oradan da tren garına varıyoruz. İniyorum ama saat daha erken. Trenimin gelmesine bir buçuk saat var. Etrafı keşfediyorum. Tren hangi alana gelicek onu öğreniyorum. Sonra da oturup bekliyorum. Etrafta bir kaç kişi var farklı yerlerde farklı trenleri bekleyen. Hepsi çok yorgun ya da bitkin görünüyorlar. Bi adam var karşı tarafta oturuyor. Kalkmak için sandalyenin kolçaklarından güç alarak kendini itip yere yapışıyor. Sonra gene sürüne sürüne kalkıyor. Ne içmiş belli değil ama zil zurna sarhoş. Aynı adam sonra üstüne işemeye başlıyor. Pantolonu sırılsıklam oluyor. Bir adam gelip onu kaldırıyor. Yanına oturup onunla sohbet ediyor. Adam Romanca bile pek konuşamıyor, haliyle benim İngilizce olarak bu adama aynı muameleyi yapmam pek mümkün değildi. Hele ki çantalarım ve içindekilerle. Karnım acıkıyor, gidip bi sandwich yiyorum. Çantama da 2 paket abur cubur ve bir şişe su alıyorum. Trenim o esnada gelmiş oluyor. Gidip koltuğumu buluyorum.

train2

Finally my train arrived and my journey started. First of all I found my couch but it was next to a woman and there were people opposite of me as well. It was a bit uncomfortable to sit with these old ladies and I changed my seat after the train moved. I found an empty seat, took out my laptop, pluged it to electric and watched 5 movies one by one. There was no internet and no other stuff to do as well. The water I bought wasn’t a still water. It was actually soda and I hated it :) I was thirsty but soda didn’t help me much. I found a guy who sell things in the train. But he also had soda not normal water. Plus he was selling them only with Lei. Not with Euro. This trip took 13 hours till the Budapest, Hungary! During the trip we passed by forests, lakes, cities, villages, mountains and everything you can imagine. It was hell of a long trip. Many times train stopped to get more people inside from different stops. And every time some police officers came in and checked my passport again and again. Asked me questions. Why do I going to Germany? Why I took a schengen visa from Italy? And many more like those. Police was only one part, there were also the train crew who checks the tickets. Just 1 hour before my arrive to Budapest one guard told me my ticket is not real. He said it is just a reservation ticket not a real ticket. Because the price was only 3 euros on it and it must be 25 euros. So he made me paid that 25 euros as well. At the end I was finally in Budapest, out of the stupid train. I was feeling quite hungry and I went to eat something with a guy from the train ride. He was the only guy who cared and asked me what is going on during my negotiation with guards about my ticket. After the food we drunk a coffee together and then went through to our new train.

Koltuğum yaşlı teyzelerin arasında bir koltuk. Pek rahat edemiyorum. Tren hareket edince kalkıp boş bir yere gidiyorum. Her koltuğun yanında priz var. Laptop’u çıkarıp ardarda 5 film izliyorum. Bu arada aldığım su vardı ya. Onun gazoz olduğu ortaya çıkıyor. Hiç de sevmem gazozu. Trende bir şeyler satan bir adam buluyorum ama o adam da su değil gazoz satıyor. Üstelik sadece Romanya parası kabul ediyor. Bükreş’ten Budapeşte’ye olan bu yolculuk tam 13 saat sürüyor. Pek uyuyamıyorum. Hatta hiç uyuyamıyorum. Tren çok duruyor devamlı bilet görevlileri ya da sınır polisleri gelip pasaportuma ya da biletime bakıyorlar. Neden Almanya’ya gidiyorum? Eğer Almanya’ya gidiyorsam neden Schengen vizemi İtalya’dan almışım gibi soruları cevaplıyorum. Üstüne bir de biletimin Bükreş – Budapeşte olan kısmının sadece rezervasyon olduğu ve gerçek biletin alınmadığı ortaya çıkıyor. Zaten ben de bu biletin nasıl 3 euro olduğunu anlamıyordum. Meğer o sadece rezervasyon ücretiymiş. Trende 25 euro bilet için ödeme yapıyorum. Neyse ki yanımda para var, olmayadabilirdi çünkü çoğu yolculuğumda üzerimde bir şey olmuyor. (şu kaybolan 5000tl’yi hatırlatmayacaksınız değil mi?) Neyse sonunda tren Budapeşte’ye varıyor ve ben trende konuştuğum bir adamla inip yemek yiyorum. Bu adam benim bilet skandalında bana yardımcı olan tek kişiydi. Bir Mısır restoranında tavuk döner yiyoruz. Tadı görüntüsünden çok daha güzel geliyor ya da ben inanılmaz açım. Sonra bir kahve içip diğer trene gidiyoruz. Gene aynı trende ama bu sefer farklı vagonlarda olacağız. Dolayısıyla vedalaşıyoruz. Bir daha da onu görmüyorum.

train3

We were in different wagons in the next train so didn’t see him any more. New train was even worse than the first one. This time the seats were for six people in very tiny small rooms. It was very crowded, no empty seats, no electric plugs, no internet again. There were some other wagons with beds just for 15 euros more. I could give 25 more to have one instead of going to Berlin like a horse in a train. It was super uncomfortable. I didn’t even take of my laptop in the tiny room because there was no place to put it and secondly I thought it could be a bad idea to show my mac book pro all around. I was very tired and probably I will fall asleep. Anyway second train took 13 hours as well. It was the next day 09:50 train just arrived to Berlin main station.

Bu tren ilkinden daha da beter çıkıyor. Küçük odacıklarda 6 kişilik koltuk takımları içinde gidiyoruz. Her koltuk dolu. Her odacık insan kaynıyor. İnternet gene yok hatta bu sefer bir priz bile yok. 13 saat de bu şekilde dünyanın en konforsuz yolculuğuna başlıyorum. Arkamızda yataklı vagonlar varmış ve fiyatı sadece 15 euro daha fazlaymış. Ben o an 25 euro daha fazla vermeye hazırdım ama bu durumdan haberim yoktu. Bilgisayarımı falan çıkarıp yeni bir film izleyecek hem yerim hem enerjim yoktu. Ayrıca tanımadığım bu adamların arasında az sonra uyuyacağımı da bilerek bilgisayarımı çıkarmak istemiyordum. Nerede inecekleri belli olmayan bu adamlar bilgisayarı kapıp gidebilirler pekala. Yolun büyük bir bölümünde ara ara uyanıp pasaport göstererek de olsa uyumayı başarıyorum. Uyumak ama nasıl ilginç hallerde bir bilseniz. Muhtemelen önümüzdeki 1 hafta sırt ağrısı çekeceğim…

train4

My contact in Berlin Georg wasn’t around. I looked for him but couldn’t see him. I went to front door, back door, but no, I couldn’t see him around. I had no credit on my Turkish phone so I couldn’t call him. Probably he couldn’t call me as well just because I don’t have credit again. Because international calls charge me as well. I asked for a public phone but then I saw that they use euro coins. Not a special card to buy. So I tried to look for a wifi spot around and I found one for free. It just asked me some questions like an online survey. I completed it and they unlock free wifi for 30 minutes. I wrote to George that I arrived and waiting for him. He also told me he already came but went back since he couldn’t find me. Anyway he came again and met with me. He took me to his place and I dropped my bags. So that’s the short story of my Budapest adventure. Nothing much instead of the train thing.

Berlin’e varıyorum. Buradaki bağlantım Georg beni gelip alacağını söylemişti. Kimseyi görmüyorum. İstasyonun güzelliğini izleyerek kapıya gidiyorum. Bekliyorum ama kimse gelmiyor. Sonra öğreniyorum ki bir kapı daha varmış. Georg bana hangi kapıda beklemem gerektiğini söylemedi. O yüzden bir o kapıya bir öbür kapıya gidip bekliyorum ama Georg gelmiyor. Telefonumda kontor olmadığı için arayamıyorum. Uluslararası konuşmalarda bana da yazdığı için kontorum de olmayınca insanlar beni arayamıyorlar. Telefon çalmıyor bile. Ankesörlü telefonları kullanıyım diyorum ama euro ile ve bozuk parayla çalışıyorlar. Kart gibi bir şey satın alıp kullanamıyorum bizdeki gibi. Sonra wi-fi noktası aramaya başlıyorum istasyonda ve buluyorum bir tane. Kısa bir anket sonrasında 30 dakikalık bedava wi-fi veriliyor. Bu sayede whats app üzerinden Georg’a ulaşıyorum. Gelip beni alıyor ve kalacağım yere götürüyor. Georg iri yapılı, kibar ve Alman’dan çok Hintli karakterine sahip bir adama benziyor. Neyse sonuç olarak Budapeşte’de bir şey olmuyor. Trenle geçerken şöyle kapıdan çıkıp biraz bakınmak dışında buraya dair tek yaşantım o tren istasyonunda arkadaşımla yediğim tavuk döner oluyor…

Turkish delight

lokum

Turkish delights in Romania! Ta da da daaamm!! Agency liked it!

Ajansta Türk lokumu yendi tamamdır!

Village museum

village1

I think one of the most enjoyable and nice places to see in Bucharest is the Village Museum.

Bükreş’te gezdiğim onca yerden en güzeli belki de burasıydı. Köy müzesi.

village2

The Village Museum is an open-air ethnographic museum located in the Herăstrău Park of Bucharest showcasing traditional Romanian village life.

Village Museum isminden de anlaşılacağı üzere bir köy müzesi. Yani Romanya’da köy yaşamı nasıl oluyor bu insanlar ne yiyor ne giyiyor onu anlatan bir yer. Oldukça güzel ve gezmesi eğlenceli. Bükreş’e gelirseniz Herăstrău parkına zaten gelirsiniz mutlaka. Burası da onun hemen yanında olduğu için zaten atlamayacaksınızdır.

village3

I would like to give anything to live like this. I think I am not a city guy any more. I don’t know what is wrong with me but I hate gigantic cities. Maybe it’s because I am from Istanbul and I am sick of it. Traffic, people and noise all the time. I don’t need them. I want peace, couple of nice people, some beer and some paints to make art in the garden. I hate the fact that we have to earn money.

Mesela burada bıraksınlar beni yaşayım ben. Bahçede dev tuvallere resim yapıp şarabımı içiyim. Ben artık böyle hayatlara özenir oldum. Büyük şehirler, plazalar falan hiç çekmiyor beni. İstanbul’dan bıkmış olmamdan mıdır nedir, büyük şehirler hiç beni cezbetmez oldu. Nerde şirin, yaşaması kolay ve doğa harikası yer, ben istiyor orada yaşamak.

village4

Real Romanian girls vs Romanian Barbie girls.

Gerçek Romanya kızları Romanya’nın Barbie kızlarına karşı.

village5

Buying traditional clothes all around the world is my thing. I just love to wear them in daily life. And here is my new shirt from Romania.

Geleneksel kıyafetleri alıp günlük hayatta giymek en zevklisi, en güzeli. Bu kadar orijinal şeyleri neden giymez insanlar anlamıyorum.

village6

Another beautiful day ends with the traditional dances of Romania. A guy making wine by crushing grapes at the corner. Since he does it with bare foot I don’t try the taste but It’s better not to drink since I need to wake up early tomorrow morning. It’s time to go. Berlin calling…

Bir başka güzel Bükreş gününün de sonuna Romanya geleneksel danslarıyla gelmiş bulunuyoruz. Sahnenin köşesinde çıplak ayakla üzüm ezen bir abi var. Şarap yapıyorlar köşede. Şarkılar söylüyorlar. Katılıp onlarla içmemi istiyorlar ama gitmem gerek. Adamın ayaklarından mı yoksa sabah erken kalkmam gerektiğinden mi bilmiyorum ama gidiyorum işte. Yeni bir macera var önümde. Berlin çağırıyor…

A great saturday in Bucharest

saturday1

A great saturday starts with a good breakfast with my friend Ciprian. After the breakfast we came to The Palace of the Parliament to see inside. Because I went there before but it was closed. Remember that it’s not possible to get inside after 16.00 pm.

Güzel bir Cumartesi güzel bir kahvaltıyla başlıyor. Arkadaşım Ciprian ile planımız Parlamento binasının içini gezmek. Ben burayı görmek için daha önce 17.00′de gitmiştim ama 16:00′ya kadar açıkmış. Kös kös dönmüştüm o gün.

saturday2

We reach the elevator in the first floor and we saw the type for the floors “Good girls” Well it’s not the thing you imagined. It’s just the name of the art exhibition.

İçeri giriyor ve asansörle bir üst kata çıkmak istiyoruz. O esnada tuşlarda gözümüze çarpan yazı bizi bi sarsıyor. “İyi kızlar” Sonradan anlıyoruz ki şu an içeride gösterimde olan sanat sergisinin adıymış bu.

saturday3

Then we understand why they call it good girls. :) There were two Turkish artists as well.

Sonra neden iyi kızlar dendiğini anlamaya başlıyoruz. Biri kadın, biri erkek Türk katılımcılarımız da vardı.

saturday5

When we get out and decided to walk a nice park. I saw a crack on the wall just painted as a bird on the way. Loved it.

3 kat iyi kızlar gezdikten sonra 4. kata çıkıp terasta birer kahve içtik. Sonrasında da görmem gerektiğini düşündükleri bir parka doğru yürümeye başladık arkadaşlarla. Bu duvardı da yolda gördüm, çatlamış ve o çatlaktan bir kuş yapmışlar. Hoş olmuş.

saturday6

Say hello to Dacia disco ball! At right picture you see one of the interesting bars of the city. It’s always good to hang around with local people. I couldn’t never find this place with out my friends here.

Hani arabayı disco gibi yapan taksiler var ya bizde. Romanya’da onun bi model üstü çıkmış. :)

saturday7

And here we are in the park. This place looks amazing! There are brides everywhere. :) This park is like a photo studio for marriage. :) We saw maybe 4-5 couple in half an hour.

Sonunda parktayız. Hakkaten harika bir yermiş. Yarım saatlik yürüşümüzde 4-5 çift görüyoruz, etraf gelin damat dolu. Burası onların fotoğraf stüdyosu gibi bir hal almış.

saturday8

We end the day in front of the Atheneul Roman. Just about to finish our tour and start to go for a protest with bikers in town.

Gezimizi Ateneum Roman önünde bitiriyoruz. Buradan bisikletçilerle birlikte protestoya gideceğiz. Bükreş’te son günlerimde böyle bir şey yapıyor olmak güzeldi. Hindistan’dan sonra ikinci yurtdışı direniş tecrübesi. :)

Some weird notes you may not know about Bucharest

saturday4

You want to live somewhere around Europe but you don’t want to have an expensive life. Instead you want to have an easier life when it comes to economy. Maybe Bucharest is your dream city? Is it? There is one way to figure it out. Check these:

  • In Bucharest almost everybody know English. So there won’t be a communication problem.
  • We are living in a capital world. Money talks for sure. We all used to it but in Romania it’s a bit more hardcore. Like what? For example ketchup and mayonnaise are always extra in restaurants and you have to pay more to use them. Even in the Mc Donald’s. Or you buy something from the market, you need a bag to carry things. But you have to pay for the bag as well. Nothing but NOTHING is free here. Another example, you went to a fancy restaurant to eat a nice dinner. You order a meat dish from the main course menu. The plate comes just with a piece of meat. No fries, no rice not even bread included. You have to order them one by one and pay them extra.
  • Serving business is the worst. Waitress, taxi drivers, cashiers. These guys hate what they are doing there and they make you feel it a lot. They are not polite. Sometimes you can feel quite sorry to order something from the menu. Taxi drivers don’t take you if it is a short distance and they always ask tip. You should pay them more than what taximeter shows. That’s interesting for me.
  • You should give some tip in cafes or restaurants, it is ok but be careful not to leave coins. You should give them banknotes. Not coins.
  • People are kind if you talk with them. But some are quite rude. Hospitality is not good as Turkey. Some people just don’t give a shit about you.
  • Food is nice. Easy to find any type of food. Not so different than the Turkish taste. You can even find many Turkish restaurants here.
  • Beer is cheap, girls are pretty and they love to dress up sexy. Night life is quite a thing here. You can find any kind of place from strip clubs to underground rock bars.
  • House renting prices are not expensive as Istanbul. You can have a much better looking house with the same price you can pay for a simple apartment.
  • Tarkan is famous here.
  • There are many galaries and museums in Bucharest. It’s good for travellers. However once you see them all I don’t think you will visit them again. So when this happens, you only have bars, cafes and restaurants on your hand. I mean there are not much activity to do in the city instead of drinking or eating stuff around. It’s not an adventurous city as Cape Town, Chiang Mai or Bali.
  • Architecture is amazing here. You will feel like you are an actor in an old movie set or you just time travelled to history. It feels nice.
  • People respect to rules. They stop at red light, walk on green light. People don’t throw thrash around and streets look clean most of the time.
  • Smoking indoors is allowed. If you don’t smoke, you will probably hate it because you will feel like an ashtray every single time you get our from a place.
  • Some taxis are charging more than the rest. There are two popular tariff. 1,39 Lei per km and 3,40 Lei per km. Don’t ride to 3,40 Lei ones. They are no different than the cheap ones.
  • Work starts at 10 am. Maybe because of the night life here but I liked it.
  • Old apartments are looking cool and they aren’t so expensive. The reason is they have many problems and need to fix a lot of parts. Pipes are old, water is weak etc… Most of them are dangerous for a possible earthquake as well. So it’s up to you to rent one of them or not.
  • Local beer Ursus doesn’t taste good. Another local beer named Silva tastes better in my opinion.
  • Who ever suicides here, they jump down to subway lines. I don’t know why but it’s the most popular way to kill yourself here.
  • Bucharest is an easy city. You won’t get lost here easily.
  • Laundry service is expensive comparing to the other countries around the world. I don’t know why but it is expensive for Romanian life standards.
  • There are more cars than people in Bucharest.
  • And there are many street dogs around. If you afraid of dogs, this is not your city for sure.

 

Belki benim kişisel tercihim olamaz ama bir çok kişinin zevklerine hitap edecek bir yer Bükreş. Diyelimki hayatın daha pahalı değil, daha ucuz olduğu bir yere taşınmak istiyorsunuz ve bu ülke Avrupa semalarında olsun, Türkiye’ye uzak olmasın, beni çok zorlamasın istiyorsunuz. Belki Asya yemekleri ve kültürü size göre değil ve Latin Amerika’da İspanyolca’dan sınıfta kalıyorsunuz. Yerleşmek için Romanya’yı seçtiniz. Peki Bükreş hakkında bunları biliyor musunuz?

  •  İletişim sorununuz olmayacak. Hemen hemen herkes burada İngilizce biliyor. İyi ya da kötü ama biliyorlar.
  •  Kapital bir dünyada yaşıyoruz ve herşey para demek. Tamam. Buna alışığız ama Bükreş’te bu biraz daha rahatsız edici bir biçimde gözünüze sokuluyor. Ne gibi? Restoranlarda (mc donald’s dahil) ketçap, mayonez için bile ektra para ödüyorsunuz. Ya da çok güzel yemekleri olan şekil bir restorana gittiniz. Menüyü açtınız ve ana yemekler kısmından bir et yemeği sipariş ettiniz. Tabak içinde sadece etle geliveriyor. Yani yanında o eti yemeniz için bir pilav, papates hatta ekmek bile bulunmuyor. Tüm bunlar için gene ektra ödeme yapmanız beklenmekte. Marketten bir şeyler aldınız, bunları taşımak için poşetleri de satın almanız gerekmekte. Bu ülkede poşet bile parayla satılıyor evet.
  • Hizmet sektörü çok kötü. Belki dünyada gördüğüm en kötüsü olabilir. Siparişler geç alınıyor, garsonlar suratsız, tabağı önünüze öyle bir bırakıyorlar ki dilim kopsaydı da sipariş vermeseydim diyorsunuz. Bu insanlar sizin de modunuzu düşürüyor. Taksi şöförleri ise anlat anlat bitmez ama her yere gitmediklerini ve müşteri alırken hemen hemen her seferinde güzergah seçtiklerini ve yakın mesafe için asla çalışmadıklarını söylersem yeterli sanırım.
  • Bahşiş burada çok önemli olay. Mutlaka burakmanız gerekiyor. 1 Lei bırakmanız kafi. Ama madeni para olarak değil kağıt para olarak vermelisiniz. Yoksa dilenci muamelesi yapmış oluyorsunuz ve hoş karşılanmıyor. İşin ilginci ise taksi şöförleri de bahşiş bekliyor. Yani taksimetrede yazan herneyse onu ödemiyor bir de üzerine bahşiş bırakıyorsunuz. Bunu bilmeden önce bir taksiciyle az daha kavga ediyorduk. Beni kazıklamaya çalışıyor sanmıştım (ki onu da çok yapıyorlar).
  • İnsanlar çok dost canlısı değiller. Konuşursanız konuşuyorlar ve yardımcı olmaya çalışıyorlar ama aslında çok da umurlarında değilsiniz. Arkadaşlar birbiri için pek özverili değil. Bazı konularda biraz kabalar. Türk misafirperverliği tabi ki yok.
  • Yemekler güzel. Bize yakın damak tatları var ve bir çok türk yemeğini de bulmak zaten mümkün.
  • Bira ucuz, kızlar çok güzel, seksi görünmek için inanılmaz iddialı kıyafetler giyiyorlar. Gece hayatı büyük mesele. Striptiz kulüplerinden rock barlara uzanan envai çeşit mekan ağzına kadar dolu.
  • Kiralar Türkiye’ye göre ucuz ve İstanbul’da basit bir apartman dairesine ödediğiniz paraya burada çok şekil bir daire tutabilirsiniz.
  • Tarkan burada bilinen bir sanatçı.
  • Bükreşte bol bol müze ve sergi var. Gezen biri için güzel ve idare edici ama burada uzun süre yaşayacaksanız bunlara devamlı gidecek değilsiniz ve onlar elenince geriye elinizde tek kalan şey barlar, kafeler ve restoranlar oluyor. Şehir biraz kısır. Yapılabilecek aktiviteler kısıtlı ve çok bar insanı değilseniz burada zaman geçirmekte zorlanabilirsiniz.
  • Sokaklar temiz, trafik kurallarına uyuluyor. Kırmızıda duruluyor, yeşilde geçiliyor. Hiç araba gelmiyor bile olsa insanlar karşıya geçmeyip ışığı bekliyorlar.
  • Mimari harika. Sovyet ve Avrupa mimarisinin karışımı sonucu sizi zaman yolculuğuna çıkaran sokaklar gözünüzü okşayacak.
  • Kapalı mekanlarda sigara içilebiliyor. Siz içmiyorsanız bundan nefret edeceğinize eminim. Her mekandan leş gibi kokarak çıkıyorsunuz.
  • Taksiler burada farklı tarifelerle çalışıyorlar. Kimi kilometre başına 1,39 Lei alıyor kimi 3,40 Lei. Tatsız bir sürprizle karşılaşmadan önce bineceğiniz taksinin kapısında yazılan tarife fiyatını okuyun. Daha pahalı olan taksilerinse hiç bir artısı yok. Aynı model arabalar, aynı tip şöförler. Bu tarife meselesi tamamen şöförün kendi seçimi.
  • Gece hayatının bir getirisi olsa gerek iş burada 10′da başlıyor. Sabah kalkıp işe gitmek çok acılı olmuyor. Bu hayatı kolaylaştıran bir şey.
  • Eski binalar çok güzel görünüyor ve bunlardan bir ev tutmak isteyebilirsiniz çünkü fiyat olarak çok da pahalı değiller. Bunun sebebi de bu evlerin genelde su tesisatında, borularında vb değişmesi yüksek para gerektiren yerlerinde sorunları oluyor. Mesela benim evimde su çok cılız akıyordu ve banyo gideri devamlı tıkanıyordu. Bu evlerin bir çoğu deprem testinden de geçememiş. Kapısında kırmızı yuvarlak bir daire varsa o apartman olası bir deprem için yeterince güvenli değil ve yıkılma tehlikesi var demektir. Bu yüzden de bu evlerin fiyatları pek pahalı sayılmaz.
  • Buranın lokal birası olan Ursus bence kötü bir bira. Gene lokal olan Silva nispeten daha iyi.
  • İntihar edenler genelde metro raylarına atlayarak bu işi yapıyorlar. (neden bilmiyorum)
  • Bükreş kaybolması kolay bir şehir değil. Istanbul karşısında çok kolay ve küçük kalıyor.
  • Çamaşırlarınızı yıkatmak istiyorsanız haberiniz olsun nedense bu iş burada biraz tuzlu. Kilo ile alıp ona göre fiyat vermek yerine tüm kirli çamaşırlarınızı masaya döküp tek tek ne olduklarını listeliyorlar ve her biri için farklı fiyatlar veriyorlar.
  • İnsandan çok araba var. Park yeri bulmak büyük bir mesele. Arabalarsa çok çeşitli ve her marka mevcut.
  • Sokak köpekleri bu şehirde insanlardan farksız. Kurallara bile uyan bu köpekler o kadar çoklar ki şehirde köpekler de bir işe, eve sahip sanıyorsunuz. Şu sıra bu köpekleri ne yapsak diye kara kara düşünen Romanya buna nasıl bir çözüm getirecek birlikte göreceğiz.

Nights of Bucharest

control

Bucharest is famous with its crazy night life and I saw the reason. Beer is cheap, music is nice and girls are pretty. There are many places for any type of people here from the strip clubs to more hipster places. One of my personal favorite place is “Control”. It’s a quite known place by young and stylish people here. They have a lovely garden where you can chat with your friends and enjoy your beer. They also have a dance floor and dj performances if you head inside.

Bükreş geceleri ile ünlü bunu biliyoruz. Peki nedir burayı bu kadar özel kılan? Öncelikle burada bira ucuz, kızlar çok çok güzel ve giyimleri biraz fazla iddialı. Kötü müzik çalan bir yer neredeyse yok gibi ve striptiz kulüplerinden daha alternatif ya da yeraltı kulüplerine kadar her tür mekan var.Bükreşte inanılmaz bir bar popülasyonu var. Keza şehirde müzeler ve galerileri bitirince elinizde bunlar kalıyor. Dolayısıyla insanlar için dışarıya çıkınca yapabilecek çok aktivite yok. Gidip içip, dans ediyorsunuz. 

trueclub

This is “True Club”. “Control” bar is focused on more young and creative society but “True club” is more like a common place for everybody. Live music and more crowded inside. By the way you can smoke indoors pretty much everywhere in Bucharest. Clubs and bars are always quite smokey. You may don’t like it if you don’t smoke because you will smell like an ashtray when you get out.

Burası da “True Club” adında bir yer. Control daha çok yaratıcı ve entellektüel gençlerin mekanıyken True club her kesimden insana hitap ediyor. Canlı müzik ve her yaştan daha kalabalık bir kitle içerde sizi bekliyor olacak. Sigara içmekse Bükreş’in tüm barlarında hatta restoranlarında serbest. Sigara içmiyorsanız bu hiç hoşunuza gitmeyecektir. Çıkınca kül tabağı gibi kokacağınız garanti.

trueclub2

Live stage in True Club.

True Club’da canlı performanslar.

shift

Haven’t got much picture but I would recommend you “Shift” as well if you are looking for a place where you can eat and drink at the same time. I really loved the food and interesting beer options there.

True club değil de aslında benim tavsiye edeceğim mekan “Shift” adlı yer. Hem güzel yemekler yiyim hem de ilginç biraların tadını çıkarıyım diyorsanız arkadaşlarınızla gidip hoş sohbet etmek için biçilmiş kaftan. Hoplama zıplama yeri değil yalnız haberiniz olsun.

gaia

And there is another place named “Club Gaia” This place is the most posh and popular place of Bucharest. It’s a bit expensive, a bit crowded, a bit crazy but I think it’s worth to see it. It’s not open for everybody for sure. You have to be dressed right. Every Thursday they create theme parties. If it is Erotic you have to dress erotic. If it is African night you have to dress like an African. Otherwise they won’t take you in. I was there in the “Black” theme night. If you want to see one of these clubs where you see Ferrari’s and Aston martin’s in the parking lot, sexy women and rich guys and crazy people all around. Welcome to Gaia. :)

Bir de Gaia diye bir yer var tabi. Burası bizim Reina gibi bir yer. Şehrin en tiki mekanı da diyebiliriz. Buna rağmen çok kalabalık, bira normal bir yerde 7 Lei, burada ise 10. Sorun değil ama bara gidip bir bira almak işkence. Birbirine sürtünen bir insan selinin içinde ölüm kalım savaşı şeklinde özetleyebileceğim Gaia’da perşembe günleri temalı partiler yapılıyor. Siz de gidecekseniz perşembe günü o temaya uygun giyinip gitmelisiniz çünkü gerçek Gaia tecrübesini o partilerde yaşayabilirsiniz. Temalar seksle ilişkili olabiliyor. Ya da tema ne olursa olsun buraya gelen insanlar o temayla seksi birleştiriyorlar sanırım. Benim gittiğim temanın adı siyahtı. Siyah temasına kırmızı elbiseyle giderseniz kim olursanız olurn kapıdan geçemiyorsunuz bu konuda çok hassaslar. Neyse böyle işte burası.

Around Bucharest

athenaul1

This is the Romanian Athenaeum. it is a concert hall in the center of Bucharest with a garden including a statue of  ’Mihai Eminescu who is a famous poet in Romania history.

Romen Ateneum’u “George Enescu” Filarmoni Orkestrası’nın da merkezi. Neoklasik dönem detaylara sahip.  Binanın önünde küçük bir park ve Romen Şair Mihai Eminescu’nun heykeli yeralmakta. Dünyanın farklı yerlerinden özenle seçilmiş malzemeler kullanılmış.

athenaul2

The inside is very detailed and created with many exclusive stones or materials from all around the world. It’s recognized as a symbol of Romanian culture.

Binanın içi özellikle dışına göre daha şıkır şıkır. Akustiği ve sesin dağılımı ise muazzam.

bikeride

Best way to travel around Bucharest must be a bike ride.

Bükreş’te gezmenin en harikalı yolu! Pedal gücü.

billboard

There is a well known street in Bucharest famous with it’s graffiti festival. Every year people come and paint graffitis in this street. So every year there is something else in these walls. There is also a billboard here located in the same wall which is hired one of the local, creative advertising agencies. They hired this billboard for themself to say whatever they want to say or show. They don’t publish the ads they do here but they just do communicate with the people using graphic design. Here they just made it like the Romanian flag but instead of yellow, they used golden to protest government because of selling gold mines and national resources of the country to other countries or 3rd party companies.

Bükreş’te böyle bir sokak var ve bu sokağı ünlü yapan şeyse her sene buradaki duvarların grafiti sanatçıları tarafından farklı farklı boyanması. İsteyen herkes bu olaya dahil olup duvarlara dilediğini çizebiliyor. Bu sene ortaya bu görüntü çıkmış. Bir de gene bu duvarda bulunan bir billboard var. Bu billboardu aslında buradaki lokal bir reklam ajansı satın almış ve her ay kendi düşünceleri ve vermek istedikleri mesajlara göre burada bir takım özgün işler yayınlıyorlar. Olan bitene ve gündeme dair düşüncelerini yansıttıkları bu alanda bu sefer ajans, Romanya bayrağının sarı kısmını altın renginde uygulayarak, altın madenlerinin yabancı şirketlere satılmasını protesto etmiş.

bucharestparks

Some scenes from the city. Long walking areas with trees, big fountains and many billboards at the top of the buildings.

Neredeyse her binanın tepesinde bir billboard var burada.

bw-parlemant

The Palace of the Parliament in Bucharest, Romania is a multi-purpose building containing both chambers of the Romanian Parliament. According to the World Records Academy, the Palace is the world’s largest civilian building with an administrative function, most expensive administrative building, and heaviest building.

Şimdi bu arkada gördüğünüz şey Bükreş’te bulunan parlamento binası. Dünyanın en büyük idari binası olmakla beraber ayrıca en pahalısı ve en ağırı da oluyor kendisi. “Palace of people” olarak da bilinen bu binanın yapımına 1984′de başlanmış ve 1997′de tamamlanmış. Baya yapmış yani adamlar.

church

A church just next to old city,

Old city çıkışında karşınıza çıkan kilise.

das

The statue just in front of the National Museum of Romanian History.

Ulusal tarih müzeri önündeki bu garip heykeli sevdiyseniz içeri de girin, heykel olmasa da rölyef anlamında baya bi doyacaksınız diyebilirim.

history1

There are many reliefs like this inside. They all have a paragraph of text which are telling the stories.

İçerde böyle onlarca rölyef var. Bazıları devasa boyutta, işçilikleri detayları inanılmaz. Herbirinin altında hikayesini anlatan birer paragraflık metinler bulunuyor.

history2

Here is a closer look to two of them.

2 tanesine daha yakından bakalım.

e-type

E-type detected! At least this is what I guess but I am still not sure since the cover is branded with a Ferrari logo.

E-type mı gördüm sanki?

graffti

Pretty creatures. That’s how these cute graffitis called here in Romania. They are all made by the same artist.

Romanya’da bir grafiti sanatçısı var böyle hayvanlar yaratıklar çizittiriyor her yere. Pretty animals olarak biliniyor bu eserleri.

military building

The building of the current National Military Circle was built in 1912, according to the plans of architect D. Maimarolu, V. Stefanescu and E. Doneaud. The building is representative for the French neoclassical style. It looks gorgeous but today it’s only a restaurant. There is no much to see inside if you don’t have enough money to eat in a fancy restaurant.

Bükreş ulusal askeri binası burası aslında bir savaş müzesi olmasını beklerdim ama restorana çevirmişler. İçeri girip gezesiniz geliyor ama gezecek bir şey de yok ki adamlar restoran işletiyor. Yemeyecekseniz giremiyorsunuzda. Öyle saçma bir durum.

oldvsnew

This is the top thing I have ever seen when it comes to old vs new. There is an interesting building in Bucharest done by a famous architecture. It starts like an old building but then it turns out of a modern building with offices inside.

Eskiyle yeninin karışımında son nokta. Eski binanın içinden yükselen yeni plaza var burada. Şaşırtmacalı.

shopingmall

This is the only big shopping mall I have ever seen in Bucharest. Well it looks big but actually the interior looks quite tight and cramped. It gives a feeling like duty free area in an airport of a small city.

Burası da şehirdeki tek gördüğüm alışveriş merkezi. Dışardan bu ne ya kocaman diyorsunuz ama içerisi tam bir hayal kırıklığı. Dar, basık, kötü bir havalimanında duty free bölümü geziyorsunuz gibi bir havası var. Romanyalılar neyseki alışveriş merkezi inşa etmede henüz uzmanlaşamamışlar. Zaten bırakın uzmanlaşmasınlar. Böylesi çok daha iyi. 

Bicycle lovers united!

cycleprotest

Today Designer on the road was in the city center with all bicycle lovers from Bucharest and near cities to protest government to build more bicycle roads. We dropped the bikes and sit on the way and blocked the way for car traffic. Massive car population is a big issue here in Bucharest and we are calling people to use bikes. Since the city is not so massive and mostly flat I think bicycles must be used more often here in Bucharest.

Designer on the road bugün bisiklet yollarının yapımına devam edilmesi ve bisikletliler adına farkındalık yaratmak için şehir meydanında binlerce bisiklet sevalısıyla protestodaydı. Bisikletçi yandaşlarıyla saatlerce şehir merkezindeki yola oturup bisikletlerini bırakarak yolu araç trafiğine kapatan gençlere polis hiçbir şey sıkmadı. Hatta selam verdi.

Another interesting Brief. This one is from Bucharest.

Screen Shot 2013-09-16 at 10.01.35

A brief I got in Bucharest.

Bükreş’te aldığım bir brief. Nasıl ama?