Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Archive for Ekim, 2011

New, everything brand new

This box looks like specially made for me but it is actually something Lowe did for Total petrol. A kind of promotion box. Right picture is one of the views from a window here.

Soldaki kutu resmen benim için yapılmış gibi ama aslında kendisi ajansın total için yaptırdığı bir promosyon kutusu. Sağ fotoğrafda ajans pencerelerinden birinin manzarasını görebilirsiniz.

Money for ideas! I really liked that works on right picture. 500 Ideas. 1000 ideas. 10.000 ideas and even 100.000 ideas! Great concept.

Lowe kendi içinde fikir paraları yapmış. Ben de bayıldım tabi. Bi ara daha yakından çekip blog’a koymak lazım. Illustrasyonlar da harika. Ampül tarlaları, fikir agaçları  falan var. Muhteşem.

Meet with NguyenTien Hung. He is an art director here and have many huge tattoos on his body. We were chatting about rock and metal music and then I asked his favorite bands. After some usual metal band names he said my band. I was surprised and asked do you have a band? He said yes and gave me a free copy of their album. The bands name is Black infinity. My favorite song in album is “The secret” He rocks!

NguyenTien Hung burada sanat yönetmeni olarak çalışan bir kardeşimiz. Her yeri dövmeyle kaplı bu arkadaşla müzik muhabbeti yaparken en sevdiği grupları sordum ve bir kaç isimden sonra kendi grubumu da seviyorum dedi. Ben başta barda falan çalıyor herhalde diye düşünürken masasındaki albümü bana hediye ediverdi. Gerçekten harika. Albümü 3 kez dinledim. Favori parçam da “The secret” oldu. Ho Chi Minh videosunda bu parçayı kullanmayı planlıyorum.

Changing Ceilings. One week ago I was looking the ceiling on the left every morning. Now I have a new one as you see on right.

Tavanları değiştirmeye devam ediyorum. Yola çıkalı 4 ay oldu bile ve bir çok farklı tavana bakarak uyandım bilinmezliklerle dolu bu yolculukta. Bakalım daha neler olacak.

This is my new room as you see on left picture. And when I went to bathroom to wash my hands I saw some type in my soap. It was saying me tourist!

Bu da yeni mekanım. Elimi yıkayım dedim bir de ne göreyim… Sabun bana turist diyor. Hay allahım ya.

Meet with my new friends :) And Hien Tran on right. She is showing me places around city and helping me. She is my hero. Thank you Hien!

Yeni arkadaşlar edinmeyi ihmal etmiyorum tabi. Sağda Hien’i görüyorsunuz. Burada beni en çok gezdiren dolaştıran kişi kendisi. Seker kız kendisi. Teşekkürler Hien!

Lowe Vietnam have many advertising awards actually but I also wanted to give one too. This is your award guys. For inviting me here and helping me on my project. Let’s rock friday!

Lowe Vietnam ofisi oldukça şatafatlı ödüllere sahip olsa da. Sanırım onları en çok mutlu eden ödül benimkisi oldu. :) Beni buraya davet ettikleri ve projemde destek oldukları için bu ödülü sonuna kadar hak ettiler. Cuma günü ödülün kutlamasını da yaparız diyoruz.

Another view from agency on left. And one of the best things about Lowe is this card. With this card you never pay for taxi. Company pays them. Which is a beautiful thing for me :)

Ajansın bir diğer manzarası solda. Lowe’un en güzel özelliklerinden birisi de sağdaki bu kart. Taksi bu kart ile bedava. Istediğin yere gidip 5 kuruş para ödememek harika bir şey. Ozellikle de benim gibi bi gezgin için. :)

Designer Topuk

Designer on the road making a fashion interview with Lowe’s copywriter Zenith Phuong.

Sevgili Acun Ilıcalı, sevgiler ve selamlar…

Crossing the street

Designer on the road trying to cross street but it is not easy as it sounds in Ho Chi Minh City.

Designer on the road Ho Chi Minh City’de karşıdan karşıya geçmeye çalışıyor. Sandığınız kadar kolay değil.

Welcome to Lowe vietnam

Welcome to Lowe Vietnam. This is where I am working for 4 weeks in Vietnam…

Love Vietnam’a hoşgeldiniz. Burası önümüzdeki 4 hafta çalışacağım yer.

Love Vietnam is located in city’s most popular and known place named “Nguyen Hue Blvd” in Disctict 1. It’s a big plaza and Lowe have 2 floors inside. 12th floor is mostly for creative team. 12th floor is more like some production side and brand management.

Love Vietnam şehrin göbeği ve en pahalı yeri olan Nguyen Hue Blvd’de bir plaza’nın içinde yer alıyor. Burada 2 kata sahip olan ajans. 13. katta yaratıcı takımı bulundururken Prodüksiyon ve müşteri temsilcilerinin bir bölümünü 12.katta tutuyor.

Left picture is from 13th floor. Upper right one is one of the meeting rooms. Bottom right one is a scene from 12th floor.

Sol fotoğraf 13. kattan bir sahne. Sağ üst büyük toplantı odası. Sağ alt ise 12. kat.

Scenes from 12th floor. Some more meeting points.

12. kattan toplantı alanları.

More scenes from floor 12.

12. katta calışan insanlar.

Breakfast

This is my hotel on the right picture. And this is the breakfast they give. Not much right. I never feel full with this. And one more thing. There is something interesting with Vietnamese food. Taste is good but the problem is when I finish my dish I feel full and ok. After 15 minutes I feel hungry again. I don’t know why. Maybe it’s not because of Vietnamese food maybe something happened to my metabolism. No idea.

Burası benim otel. Soldaki de verdikleri kahvaltı. Bununla bir Türk doymaz o ayrı. Bir de Vietnam’da gayet büyük bir öğün yesem dahi başta doymuş oluyorum fakat 15 dakika sonra gene açıkıyorum. Neden böyle oluyor anlamıyorum gerçekten. Belki benim metabolizmada bi haller vardır anlamadım. Bir de şey var bakarlar diye ingilizcede yazamadım. Resepsiyondaki Vietnamlı kız hazırlıyor bana kahvaltıyı. Sonra da ben giderken bana kapıya kadar gelip el sallıyor kendine iyi bak falan diyor. Işe uğurluyor her gün. Ben de tamam şekerim diyorum. O kadar.

Here we go again…

On my way to Vietnam. I had my lunch above the clouds.

Vietnam yolunda bulutların üstünde öğle yemeyimi yedim.

Finally I saw the Ho Chi Minh City under the wings of plane.

Sonunda uçak alçalmaya başladı ve kanatların altında uzanan Ho Chi Minh city’e kuş bakışı bir göz attım. Onümüzdeki haftalarda tanışacağım ya da tecrübe edeceğim her şey orada bir yerlerde beni bekliyordu.

When I get out from the airport. The first thing I recognized was bikes. Too many bikes. Streets are like bike rivers. There are no space between them. You will see what I mean very soon. And see that man with the yellow ladder. :) You will be surprised when you see these people can carry anything by bikes. And crossing the street? Forget it. :)

Havaalanından dışarı adımımı attığım gibi bir motosiklet ordusu karşıladı beni. Pune’de çok motor kullanıldığını sanan ben burayı görünce Pune neymiş yahu der oldum. Burada sokaklar içinde su yerine motosiklet akan nehirler gibi. Genelde aralarında hiç boşluk bile olmuyor. Karşıdan karşıya geçmek mi? Onu unutun bir kere.

Some scenes I saw on the road to my hotel. That billboard on the right picture was quite interesting.

Otele giderken çektiğim bir kaç kare. Sağdaki billboard ilginçti.

No idea about what they are doing. :)

Ne yaptıklarıyla ilgili hiç bir fikrim yok. :)

And this the address of my hotel. It’s located on Pham Ngu Lao street. Which is known as backpackers area. Such a beautiful place. Full of people like me. And I can find everything here from laundry to market. Everything a tourist needs positioned here. My hotel is in that small street where the bike comes. Now I will take you in that street.

Otelim Backpackers area olarak da bilinen Pham Ngu Lao sokağında yer alıyor. Harika bir yer. Devamlı sırt çantalı turistler geziyor ve kalıyor buralarda. Ucuz ama temiz oteller, çamaşırcılar, her şeyin en ufak boyunu satan marketler. Hepsi burada. Bir turist için ne gerekliyse hepsini aynı sokağa toplamaları harika olmuş. Otelim sol fotoğrafda motorun geldiği o dar yerde. Simdi o sakaga girip bir bakalım.

This is the street of my hotel. There is written Saigon Youth hostel. It is the place where I am staying. It is quite good place. Clean, new, and comfortable. Free breakfast is a plus. (a very weak one). I am very glad to have a room in this hotel. Thanks to Lowe Vietnam and creative director Bikramjeet Ghosh. He is the one who booked this hotel for me.

Iste o sokağın içi. Yeşil ve turuncu renklerde Saigon Youth hostel yazan tabela benim otelim. Gayet temiz, modern ve ucuz. Bedava kahvaltısı da var. (yetersiz de olsa) Lowe Vietnam’a ve yaratıcı yönetmeni Bikramjeet Ghosh’a şimdiden otel için teşekkür ederim.

This is the place where I got shampoo. It is quite interesting that you can find any thing here for one use. See these small packages. Some detergents and shampoos.

Burası şampuan aldığım yer. Ilginçtir burada her şeyin tek kullanımlık paketleri bulunuyor. Deterjan, Sampuan vb…

Ho Chi Minh City is a kind of unique mixture of India and Thailand.

Ho Chi Minh City sanki Hindistan ile Tayland’ın garip bir karışımı gibi.

I told you. Vietnamese people can carry anything on bikes.

Vietnamlılar benim evi 2 git gel yaparak motorla taşır.

A beautiful day in Ho Chi Minh.

Ho Chi Minh’de harika bir gün.

Police party here…

Yol üstü Polis partisi.

Raki test

David, Pasu, Panisa and Bank loved rakı very much. Ice and Donk don’t like it much. But Donk doesn’t even drink beer. So I think Raki wins here too. It is good to come people with raki because it helps me to change wrong thoughts of people about Turkey. Some people really thinks that; we never drink alcoholics and we are ultimate conservative and hardcore muslims. When I say raki is Turkish alcoholic drink, many people surprised. :)

David, Pasu, Panisa ve Bank rakıyı çok sevenler listeme girmeyi başardı. Ice ve Donk ise pek hazetmediler rakının tadından. Ancak Donk’un bira bile içmeyen biri olduğunu düşünürsek onu kategori dışına alabiliriz. Ziyaret ettiğim yerlere rakı götürmem gerçekten iyi bir fikirmiş. Bu da bizim içkimiz diyince insanlar epey bir şaşırıyor. Bir çok insan Türkiye’nin hiç alkol tüketilmeyen, kapalı daha doğrusu Iran gibi bir yer olduğunu düşünüyor. Ben rakıyla gelince insanların kafasındaki Turkiye imaji yerle bir oluyor tabi. Güzel bir şey bu. Rakıyı seviyoruz.

Advertising in Thailand

Thailand is a very strange country about advertising. They are usually very bad but somehow sometimes they do really really good ones. Usually production, acting and even art direction is very bad. But I can’t really understand how these really bad ones and some of the best ones came from same place :) And one more information, If you watch tv in Thailand you will see that 7 of 10 tv commercials are for shampoo, hair care or skin care products. :) Any way I found some examples of thai advertising for you some good, some bad and some skin and hair care ones. :) (Cheers is my favorite)

Tayland’da televizyonculuk baya kötü arkadaşlar tv programları zaten rezalet. Prodüksiyon, oyunculuk falan ileri derece kötü. Reklamları da genelde çok fena ama her nasılsa arada dünyanın en iyi örneklerini de yapmayı başarıyorlar. Aradaki uçurum gerçekten ilgi çekici. Bizde ya da Hindistan’da belli bir kalite standardı var mesela. Tayland’da ise en kötüler ve en iyiler bir arada. Tayland’da televizyon izlediğinizde kolaylıkla farkedeceğiniz bir başka şeyse; Burada 10 reklamdan 8′i saç ya da cilt bakım ürünü. Devamlı şampuan ve krem reklamı dönüyor yani. Sizler için biraz örnek topladım. Iyi seyirler. (Cheers benim favorim) Keyifli seyirler

Hello Vietnam

Designer on the road reached Vietnam for his 5th stop in his journey.

Designer on the road 5. durağı olan Vietnam’a ulaştı.

Weekend escape to Pai

We just escape to Pai with Panisa in my last days in Thailand. While we were on the road. Bus gave 10 minutes break and I saw these chairs there. Looks like H.R Giger stuff made in wood :)

Tayland’daki son günlerimde Pai’yi görmeden gitme dediler ve haftasonunu Pai’de geçirmek için Panisa ile yola çıktık. Yolda otobüs mola verince bu sandelyeleri gördüm. Bana Giger’ı hatırlattı her ne kadar arada fark olsa da.

Pai is a nice small city. Good place to chill. No traffic, no noise, only beautiful nature and full of adventure activities. It’s like Thailand edition of Goa. Many hippies around. The main sight is Pai itself! Musicians, artists. spirituals and backpackers…

Pai küçük bir şehir. Chiang Mai’den 3 saatlik otobüs yolculuğuyla ulaşmak mümkün. Sessiz, kafa dinlemek için uygun harika bir şehir. Eşsiz bir doğaya sahip ve macera aktiviteleriyle dolu.

I saw this small temple and that nice house while walking on the streets of Pai.

Pai’de gördüğüm ilk şeyler bu tür süper şirin evler ve şu küçük tapınaktı.

Nunya House was where we stayed for one night only.

Nunya House diye bir yerde kaldık. Uzun kalınmaz ama 1 gün için gayet makul.

Owner of the hotel does these kind of hammocks and sell.

Otelin sahibi böyle hamaklar yapıp satıyor. Rengarenk, çok da rahat.

This is the place we had our breakfasts.

Burada kahvaltı ettik. Iyiydi.

There are these kind of thrash cans in Thailand even in Pai. Which is good. I really appreciate this kind of things of Thailand.

Bu tür çöp kutularını Chiang Mai’de görüyordum ama Pai’de bile bunları görmek beni mutlu etti. Aferin çocuklar size.

There are small and cute cafes like that one on the left. And see that list of activities. I couldn’t do any of them. But I did some other ones :) Let’s see them.

Her bi şeyi yaptın diyenler sağdaki aktivitelere bi baksın derim. Bunların hiç birini yapamadım. Bir de böyle soldaki gibi şirin kafeler var burada bol bol.

Elephant riding! One of the most enjoyable ones.

File binmek! En eğlencelelilerinden biri tabi ki.

Before riding I am trying to get in touch with my elephant. He is a huge one. And the only one who is tied with chains. So it made me a little bit nervous.

File binmeden önce kendisiyle iletişime geçsem iyi olur diye düşündüm. O sırada gördüm ki diğer filler serbestçe takılıyorlarken benimkisi bileğinden zincirlenmiş. O an acaba yaramaz bi hayvan mıdır bu diyerek biraz korktum.

Riding an elephant is a huge fun but it is also difficult to control. We took a ride in mountains and forests one hour.

File binmek çok eğlenceli olsa da yorucu bir aktivite. Bir saat dağlarda ve ormanlarda bu hayvanla dolaştıktan sonra başka pek bir şey yapacak gücüm kalmamıştı. Panisa gibi arkada oturursanız sorun yok tabi.

After elephant riding we went to hot spring camp as you see in right picture.

Filden inip solda gördüğünüz yere gittik. Doğal sıcak su kaynağı.

Some places are extremely hot. (80 Celcius) You can’t even touch it. While we were in water rain started and never stoped again. So we decided to do other activities tomorrow. We packed up again and went back to hotel.

Sulardan bu şekil buharlar çıkıyordu. Bazı yerler 80 derece sıcaklığında ayak bile değmiyor. Sıcak suyun keyfini çıkarırken yağmur başladı ve bir daha da durmadı. Suya doyunca çıkıp otele gitmeye ve yarın kaldığımız yerden devam etmeye karar verdik.

No boil egg. :)

Yumurta pişirenler varmış burada.

Evening we went to Buffalo bar and have dinner there. Because of rain, my snickers became completely wet. So this was the way I found to make them dry.

Akşam Buffalo bar’da yemek yedik. Yağmurdan sırılsıklam olan ayakkabılarımı otele gidince bu şekilde kuruttum.

Muslim Thai food. It was strange when I first saw this sign. But then I learned that there are many Thai muslims living in Pai. Sağ fotoğraf bizim otelin duvarından bir kare.

Muslüman Tay yemeği. Başta ilginç geldi ama sonra ezan sesini duymam hemen ardından bir sürü takkeli çekik gözlü müslüman kardeş görmemle öğrendim ki burada bolca müslüman kardeşimiz yaşıyormuş.

One more temple which is located in a high area. It’s a smaller one this time. But worths to see. Have good view of Pai and clean air.

Yüksek yüksek tepelere temple yapmasınlar. :) Aynı Chiang Mai’deki dağ tapınağı gibi bu tapınak da oldukca yüksek bir tepeye konumlandırılmış. Cok daha küçük ama şirin mi şirin tertemiz havasıyla insanın içini açan bu tapınak Pai’de görülmeye değer yerlerden biri.

You can reach to temple with the stairs you see in right picture. But you don’t need it. I did it for you. :)

Sağ fotoğraftaki merdivenleri çıkarak tapınağa ulaşıyorsunuz. Sırf siz uğraşmayın diye ben sizin çıktım.

Stairs are guarded by these statues.

Merdivenler boyunca bu heykellerden var. Yukarı çıkınca yorgunluktan en sondakine bir el ense çekip bu şekilde poz vermişim.

After visiting the temple we moved to a small Chinese village named “Shandicun”.

Tapınaktan sonra küçük bir çin köyü olan Shandicun’ı ziyaret ettik.

Chinese village located 4.5 kilometers from Pai. The village is famous for horse riding, wellness, shooting games, Chinese souvenirs & of course, Tea.

Pai’den 4.5 kilometre uzaklıkta olan bu köye küçük bir scooter ile ulaşmanız mümkün. (Biz her yere siyah bir ciple gittik) Köyde ata binebilir, Cin’den gelen hediyelik eşyaları inceleyebilir, Cin çayı içebilir ya da çeşitli oyunlar oynayabilirsiniz.

Village looks like a place which jumps out the real world from middle age fantasy books.

Köy orta çay fantazi kitaplarından fırlamış bir mekana benziyor. Her an kenardan köşeden elfler, hobbitler çıkacakmış gibi hissediyorsunuz.

Scenes from the village.

Köyden sahneler.

I met with this romantic Thai couple there. They were taking photos of their selfs by a tripod. I also helped them to have some nice ones.

Bu romantik çiftle orada tanıştım. Tripod yardımıyla ortalıkta fotoğraflar çekiniyorlardı. Kendilerine ben de yardımcı oldum.

I want to play hide and seek here.

Burada kovalambaç, saklambaç falan oynamak istiyorum ben.

One more temple to visit.

Bir tapınak daha gördük. Asya tapinaklarla dolu, gez gez bitmedi bu tapınaklar. resmen bir tapinak inşa edecek konuma geldim.

This was our vehicle in Pai. With our special driver :)

Bu da şöförlü cipimiz.

This is avery famous coffee shop in Pai with amazing and romantic view of mountains, clean air and nice coffees.

Pai’ye gelen herkesin gittiği bir yer burası “Coffee in love” Romantik manzarası tertemiz havası ve harika kahveleriyle kesin gelip bir kahve içilmeli diyebileceğim bir mekan.

Scenes from Coffee in love.

Coffee in love’dan sahneler.

Panisa tried a cake but didn’t like it.

Panisa kek yedi, sevmedi.

This is the toilet of the coffee shop. :)

Bu da Coffee in love’ın tuvaleti.

Our last stop n Pai is Memorial bridge. Tha Pai World War II Memorial Bridge is establish in World War II (1942) when Japan is powerful in Thailand. Japan solider use Pai for is transportation route from Chiang Mai to Burma. This bridge is the route for transport the forces and weapon to Burma like River Kwai in Kanchanaburi province. Then World War II Memorial Bridge become the building be left over after the war. Lucky when 3 years ago has big flood but the water not destroy this historial evidence. In the past this bridge used to use for communication route of people until this bridge be deteriorate affect people cannot use for cross. Then has building the new concrete bridge next to the original bridge. On World War II Memorial Bridge, you can see the tourist is rafting in Pai river and high mountain and green rice field surround the bridge.

Pai’deki son durağımız Memorial köprüsü. Bu köprü II. Dünya savaşı sırasında Japonlar Pai’yi silahlarını ve askerlerini Burma’ya geçirmek için bir geçit olarak kullanıyorlardı. Fakat Kwai nehri buna engel oluyordu. Bunun için Japonlar nehre bu köprüyü kurdular. Savaştan sonra köprü orada kaldı ve yıllarca Tay halkı bu köprüyü kullanarak yolculuk ettiler. Daha sonra bir doğal afet sonucu Nehir bu köprüyü yıktı ve kullanılmaz hale getirdi. Fakat Tay halkı orjinaline sağdık kalarak bu köprüyü yeniden kullanılır hale getirdi. Köprüden nehirde rafting yapan turistleri izleyebilir, uzun pirinç tarlalarını ve muhteşem dağ mazarasının tadını çıkarabilirsiniz.

This could be the last photo of Designer on the road. But luckily I am still alive. :)

Bu fotoğraf Designer on the road’un son fotoğrafı olmaya adaydı. Neyse ki kaybetti :)


Tuk tuk! This old tuk tuk is still working. Before they have motorized tuk tuks. There were this kind of tuk tuks around. Actually they still use them for tourists.

Tayland’da tuk tuk şöförü olmadım demem.

I bought 5 cards here and send you guys. :)

Size göndermiş olduğum kartlar bu dükkandan dostlar.

Going back to Chiang Mai to catch my plane to Vietnam.

Ve Pai kaçamağının sonu. Vietnam uçağımı yakalamak üzere Chiang Mai’ye doğru yola çıkıyorum.