Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Archive for Eylül, 2011

I keep giving gifts from Turkey and make people happy :)

Türkiye’den topladığım hediyeleri ülke ülke dağıtmaya devam ediyorum. Insanları küçük şeylerle mutlu etmek gerçekten güzel.

Here is who picks what…

Kim neyi almış bakalım.

Pasu on the left. He is the other founder partner of Digital Zoo. When I told him about devil eye thing, He just tied it his self and hang around like this.

Solda Pasu’yu görüyorsunuz. Digital Zoo’nun diğer kurucu partneri. Nazar boncuğunu anlattığımda bu şekilde gözlüğüne bağlayarak dolaştı bir süre.

17 Design laws for designers brochure which I did in India also added to my gifts box.

Hindistan’da yaptığım tasarımcılar için 17 tasarım kuralı broşürümde hediyeler kutusundaki yerini aldı.

David trying to wear slipper magnet on right :)

Sağ fotoğrafta David terlik şeklindeki Istanbul magnetini giymeye çalışıyor.

Interesting things from Chiang Mai

Chiang Mai is a very colorful city. From pink tuk tuks to interesting colorful tuned cars, posters, graffitis and all kinds of stuff spread around the city. I saw a huge Tokidoki graffiti while going to work. Beautiful. Best regards to Simone Legno.

Chiang Mai çok renkli bir şehir. Pembe tuk tuklardan rengarenk modifiyeli arabalara, posterlere ve grafitilere kadar sokaklar tam bir renk cümbüşü. Dün işe giderken yolda bir Tokidoki grafitisi gördüm. Cok güzel. Simone Legno’ya saygılar, selamlar…

After work I went to a Thai restaurant for dinner. It was good but when I got out of the place it was raining heavily. I walked some time but then rain became crazy. I entered a cafe for a while and asked the guys for an umbrella to buy. They said we don’t sell umbrellas but wait a second. Guy disappeared for a short time and came with an umbrella. I said: “How much money is that?” He said: “It’s free” I love Thai people. Thank you again! I will drop back the umbrella before leaving Thailand.

Işten çıkınca bir Tay restoranına girdim. Yemek güzeldi ama restorandan çıktığımda deli gibi yağmur yağıyordu. Biraz yürümeyi denedim ama yağmur iyice artınca dayanamayıp ilk gördüğüm mekana attım kendimi. Kahve dükkanında elemana şemsiyeniz var mı satın alsam dedim. Biz şemsiye satmıyoruz ama dur bi saniye dedi arkadan bir yerden bir şemsiye buldu verdi bana. Kaç para dedim. Bedava dedi. Canım benim.

I found my place. Dude cafe! After using Dude word too many times in India, I saw this cafe and it made me smile :) And see a Thai house in right picture. Somebody cares timing too much :) Putting a huge clock out of the house. Interesting.

Dude cafe! Daha bir kere bile girmedim ama gördüğüm gibi ağzımdan tükürükler saça saça gülmeme neden olan bu cafe ilginç bir yere benziyor. Bu arada Tay dilinde dude, popo anlamına geliyor. Bu da dip not olsun. :) Sağ fotoğrafta ise dakik bir Tayland insanının evini görüyoruz. Kocaman saati evin dışına asmak ilginç bir fikir. Eve kaçta geldim, evden kaçta çıktım durumu sanırım.

There are too many japanese tuners around here. They make convoys hang around together and make noises…

Japon arabalarının deliler gibi modifiye edilip piyasa yapıldığı şehirin adı Chiang Mai’dir.

New cards, new logos, new raki party

Ok here is a screen shot while I was working on the Shark fin project. So you see them all how I worked on some variations… And the spelling of my name keeps make trouble when I meet with new friends. One of David’s friends wanted to save my number and see how he wrote my name :) CHARDER!

Solda Shark fin logolarını tasarlarken çektiğim bir fotoğrafı görebilirsiniz. Sol taraf ise ayrı alem. David’in bir arkadaşı numaramı telefonuna kaydetmek istedi ve bakın ne yazmış. CHARDER! Ismim ülke ülke ilginç sorunlar yaratmaya devam ediyor. Hadi hayırlısı.

The photo on the left is a watch shop which has crazy style watches full with asian style illustrations inside. And also they are not that much expensive. I am planning to buy some of them and send to Turkey somehow. See David on the right, he has no idea how rakı will blow him up. :) We are planning to have a small rakı party in office Friday evening. He is a good beer drinker, a heavy one but I don’t think he can drink rakı like how he drinks beer. Let’s see what will happen Friday :)

Sol fotoğraf bir saat dükkanı. Ama böyle saat görülmedi, süper tarz saatler var burada, desenler tam gaz asya stili, 3-5 tane alıp Türkiye’ye göndermeyi planlıyorum. Alırken fotoğrafını da çeker burada paylaşırım. Fiyatları çok pahalı değil hatta o saatlere göre çok çok ucuz diyebilirim. Sağdaki fotoğrafta rakıdan bi haber David’i görüyorsunuz. Kendisi ben daha ilk biramdayken üçüncü birasına başlayan sıkı bir içici. Ama söz konusu rakı olduğunda bakalım neler olacak. Cuma akşamı kadehleri tokuşturmayı planlıyoruz.

And these are my new business cards. Real homeless style. Best for designer on the road. Left photo is back and right photo is front. You think it’s shitty right? You should see how it works on girls. One of David’s friend gave his business card to a girl in the club. She just throw it somewhere. I read that from her face: “Hmm just one more usual boring business card” But when I give this. You should see the reaction. Everybody wants to learn more, asking questions chasing and all… These cards work! Believe me. I want to have more, they are going crazy. Maybe with some pizza boxes next time, some funky typographics and colors on it. :)

Bunlar yeni kartvizitlerim, gerçek evsiz stili. Böyle şey mi olur demeyin. Bu kartların nasıl çalıştığını görmeniz lazım. Ozellikle kızlar üzerindeki etkileri inanılmaz. David’in bir arkadaşı gittiğimiz mekanda kendi kartını veriğinde kızın yüzünden ben şunu rahatlıkla okuyordum: “Hmm bir başka sıkıcı kartvizit daha.” Ve önemsizce masanın kenarına fırlattı. Ben bu kartviziti kime versem hepsi çok ilgilendi, merak etti, sorular sordu, beni daha çok tanımak istedi, numaranı okuyamıyorum diyip telefonuna kaydettirdi falan. Güzel yani bu kartlar, Pizza kutularından üzeri yazılı yazılı iyice çöp stili yapmak istiyorum şimdi…

Shark Fin logos

Shark fin is a Chinese restaurant. My first project in Thailand is making a logo for them. It’s interesting to creating brands in different countries. Maybe they will be much popular where they are who knows? Designing logos always one of the most entertaining ones for me, dealing with minimalizm, typography and form. Such a fun! Making something asian style is also a plus for me. I enjoyed very much while working on that project. Client loved the second one in the first picture. It is also one of my favorites. I hope you also liked them. :)

Shark fin bir Cin lokantası. Tayland’daki ilk projem onlar için bir logo tasarlamak oldu. Farklı farklı ülkerlerde markalar yaratmak çok ilginç bir his. Belki bulundukları yerlerde çok popüler olurlar, kim bilir? Logo tasarlamaktan her zaman keyif duymuşumdur. Fikri mümkün olduğunca minimal şekilde verme çabası, tipografi ve formun uyumu üzerinde çalışmak her zaman çok eğlendirmiştir beni. Bu işleri yaparken de çok eğlendim. Ozellikle asya tarzı grafikler üretme fikri beni çok cezbeden bir şey zaten. Müşteri benim de favorilerimden olan ilk resimdeki ikinci işi seçti.

More of flight of the gibbon

Safety first :) Me and Scoth, geared up, ready to fly like monkeys… :)

Once kuşandık. yağmur ormanlarında uçmaya hazırız.

We started with a small trekking session first. It’s lovely to walk in rainforest, sounds of the bugs, birds, waterfalls and all…

Once küçük bir yürüyüşle başladık. Yağmur ormanlarında yürümenin tadı bambaşka. ilginç hayvanlar, börtü böcek, ve şelaleler eşliğinde tertemiz havayı ciğerlere doldurarak gezmek, mis.

Flight of the Gibbon is a unique zip line canopy tour through the breath-taking, 1500 year old rainforest outside of Chiang Mai.

Flight of the Gibbon, Chiang Mai’nin 1500 yıllık yağmur ormanlarının içine kurulmuş çelik halatlar sayesinde sizi uçuran en güzel bir şey. :)

New friends…

Yeni arkadaşlar…

Special viewing stations, exciting sky-bridges and lowering stations connect over 2km of zip lines that take you through the unique layers of the rainforest canopy.

Super manzaralı duraklar, ormanın üzerinde yürüyormuşsunuz hissi veren köprüler ve 2 km uzunluğunda halatlarla eşsiz bir deneyim.

My battery finished because of recording too many videos. So these are clicked with my mobile phone…

En güzel yerlerde fazla film çekmekten bataryam bitti. Bunlar cep telefonumla yakaladıklarım.

After flying session. Everybody had some drinks and then we started to walk to a waterfall.

Tüm bu uçma kaçma işlemlerinden sonra herkes bir şeyler içip bir soluklandı. Sonrasında bir şelale tırmanışına başladık.

I look like a construction guy here :)

Inşaatçı gibiyim burada. :) Olayın sonunda bir hatıra fotoğrafı da çekindik tabi.

Flight of the gibbon


Designer on the road gets “off the road” for a while and takes you on a flight in the beautiful rainforests of Chiang Mai.

Designer on the road bir süreliğine yoldan çıkıp sizi Chiang Mai’nin eşsiz yağmur ormanlarında uçuruyor. (Anne kızma)

Thai Traditions

See different types of Thai traditions from my first day in Chiang mai – Thailand…

Tayland’da Ilk gün izlediğim Thai gösterilerinden parçalar…

First dinner in Chiang Mai

This is David, and his kind wife. They took me for an amazing dinner in first day in Chiang Mai. Concept is very nice. You have limitless food. people keeping serving you always and there is a stage in fron of the table. Beautiful Thai girls making traditional music and dances in front of you while you are having your dinner.

David ve eşi beni ilk gecemde harika bir akşam yemeğine götürdüler. Yemek sınırsız, siz yedikçe garsonlar gelip gelip dolduruyorlar. Masanın hemen önünde bir sahne var. Siz yemeğinizi yerken güzel güzel tay kızları karşınızda geleneksel danslarını sergiliyor. Mis gibi mekan yani.

I would like to have rakı while watching these girls but beer was all I can had :(

Bu kızları izlerken içilmesi gerek şey bira değil rakı olmalı ama işte…

Dances are mostly smooth and slow. Costumes are interesting. A specially chicken dance.

Danslar genelde yumuşak ve yavaş. Kıyafetler ilginç. Ozellikle tavuk dansı diye bir şey var o oldukça ilginç.

Chicken dance on left photo :)

Sol fotoğrafda tavuk dansını görebilirsiniz.

Bamboo dancing is available here also. I tried that in India-Pune before.

Bambu dansı burada da varmış. Ilginç. Hindistan’da denemiştim bunu.

Kids, men, women, we watched many shows…

Coluklu çocuklu, kadınlı, erkekli bir sürü gösteri izledik…

After dinner we went to a very popular and known bar named Riverside. It’s near the river really.

Yemekten sonra ırmak kenarına konuşlandırılmış harika bir bara gittik. Burası oldukça popüler ve bilinen bir mekan hem yemek hem içmek mümkün.

Live music is always there. And the good ones. I mean really good ones. You should see the performance of these guys. They play really good. The selection of songs are also great and they are really good at what they are doing. Best bar bands I have ever seen. Seriously.

Canlı müzik de devamlı mekanda. Hem de en iyisi. Bu grupların performansını görmeniz gerek. Gerçekten çok iyiler, hem süper çalıyorlar hem de repertuar çok iyi. Dinlediğim en iyi bar grubu diyebilirim. Gerçekten.

Just like Indian Kingfisher they have Singha beers. Singha is the first beer of Thailand. I like to taste local drinks where I go, for sure I will do the same for them :) Ha ha haaa!

Tıpkı Hindistan’daki Kingfisher gibi burada da Singha diye bir bira var. Tayland’ın ilk birasıymış. Gittiğim yerlerin içkilerini tecrübe etmeyi, denemeyi seviyorum. Tabi ki aynı şeyi ben de onlara yapacağım… :) Ha ha haaa!

This band on left picture, rocks! And right picture, some girls in the bar? Really? Are you sure?

Sol fotoğraftaki grup yıkılıyor!! Sağ fotoğrafta 2 kız barda oturuyorlar. Mı acaba…

First feelings about Chiang Mai

Some more scenes from Thailand airports. As you can see these guys make nice layouts and use very clean nice pictures…

Tayland havaalanlarından sahneler. Gördügünüz gibi bu abiler çok temiz fotoğraflarla çok temiz işler yapıyorlar. Bir de buram buram asya kokuyor işler, hoşuma gidiyor.

That small dot on the left picture, it’s me. Designer on the road.

Soldaki karıncamsı şey benim. Designer on the road.

This could be my motto actually :)

Benim sloganım olabilirmiş bu :)

When I exit from airport first thing I see these cables everywhere. Hundreds of them flying around…  Then I saw David, Founder partner of Digital Zoo interactive advertising company. He is from England but living here with his Thai wife and he is very fun person to hang around with. He took me with his giant pick up truck and took me to place where he already booked for me. A very nice guest house. I have everything, nice balcony, refrigerator, air conditioner, fan, tv, limitless internet and most importantly huge soft bed.

Havaalanından çıkınca ilk gördüğüm şey havada uçuşan yüzlerce kablo oldu. Sonra kocaman siyah bir kamyonet yanaştı yanıma. Gelen David’di. Kendisi Ingiliz ama genel Ingilizler soğuktur inanışının aksine inanılmaz sıcak kanlı ve eğlenceli birisi. Tayland’lı bir de eşi var burada bir hayat kurmuş kendisine. Gayet mutlu. Once odamı görüp eşyaları bırakmak için otele gittik. David bana harika bir oda ayarlamış. Internet, klima, buz dolabı, süper balkon, televizyon, tavan fanı, sınırsız internet ve kocaman bir yatak. Her şey harika.

Then we went to the office. He introduced me with the team and we had a lunch together at a Thai restaurant. I ate red meat and it was nice. Meet with Panisa, the girl you see on left picture. She ate frog legs :)

Oteli beğendikten sonra takımla buluşup bir Thai restoranında yemeğe gittik. Hindistan’dan kırmızı ete aç olan ben hemen biftek falan yedim. Sol fotoğrafta gördüğünüz kız (Panisa) kurbağa bacağı yemeyi tercih etti.

There was very limited variety of cars in streets of India. But here you can see many diffrent things from Super sports to American muscles.

Hindistan’da toplasan popüler 5 araba modeli var ve herkes onları kullanıyor. Burada ise süper sporlardan Amerikan klasiklerine her şeyi görmek mümkün.

And tuners. Too many tuned cars around. I mean really, hardcore tuning with all stickers and stuff. You can feel your self in tokyo drift movie especially in front of the clubs and bars with all the beautiful asian girls around.

Bir de modifiyeci tayfa var tabi atlanıcak gibi değil, burada adım başı modifiyeli araçlar görmek mümkün. Basit modifikasyonlarda değil baya ciddi asya stili ağır modifiyeden bahsediyorum… Ozellikle geceleri bu araclar ve mini etekli çekik gözlü kızlar bir araya gelince insan kendini Tokyo drift filminde gibi hissediyor.

Destination Thailand

I opened my eyes and see my ceiling in Goa for the last time. It was the day to move Thailand. I was excited too much about this. Everybody told me beautiful things about Thailand. I never heard a negative one. People just warned me about lady boys. :) Anyway, I packed up and went to airport. I saw a drug dealer noted his number to toiled door. :) I thought things start from airport in Goa :) What the hell :)

Gözlerimi açtım ve Goa’daki tavanıma son kez baktım. Tayland’a gideceğim gün gelmişti. Kalkıp çantamı hazırladım ve havaalanına doğru yola çıktım. Tayland konusunda çok heyecanlıydım ve beklentim büyüktü. Herkes bu ülkeyle ilgili bana harika şeyler anlattı durdu. Hintliler bile. Bir tane olumsuz bir şey duymadım. Sadece dönmeler konusunda biraz uyarıldım o kadar. :) Havaalanında tuvalete gittim ve kapıda bir uyuşturucu satıcısının numarasını gördüm. Goa çok ilginç bir yer, adam daha havalalından topluyor müşterileri.

This is just before I pass my gate. I also sticked one of DOR sticker cards in Goa airport as seen in right picture.

Uçağa binmeden hemen önce. Bu arada Goa havaalanına da Designer on the road sticker’ı yapıştırmadan edemedim. Sağ foto.

While flying to Thailand I was thinking about how I survived in India 3 months. It was an awesome experience in every which way. All the hard things, nice things, beautiful friends and all. I watched the clouds listened some music and dream about my next stops.

Tayland yolunda Hindistan’da 3 ay nasıl yaşadığımı düşünüp düşünüp helal dedim kendime. Zorluklarıyla süper insanları ve dostluklarıyla eşi benzeri bulunmaz bir deneyimdi benim için. Cok şey kattı, çok geliştirdi kesinlikle. Pamuk gibiyim şu an. Mis.

I was flying with Jet airways. An Indian airway. The cheapest one I found. Plane is old but I don’t care. It’s cheap. But I didn’t know that they don’t serve anything. They sell everything in plane. Come on!! Even water… I was very hungry but had only 100 Indian rupees with me. I changed all my rupees to u.s dollars. I asked for a sandwich and hostess told me that it’s 150 rupees. I said ok I can’t buy this. Then an Indian man next to me asked for ordering me the sandwich. I couldn’t say no I was dead hungry. Thank to him I felt much better with the sandwich. I promised him to pay back in Turkey :) Then we landed to mumbai for some extra passengers. While in Mumbai I tried to call Nachiket from this city but my mobile didn’t worked inside the plane.

Uzun yolculuğuma Jetairways ile başladım. Bulabildiğim en ucuz bilet oydu. Uçak eskiydi ama umrumda da değildi. Fakat bilmediğim bir şey vardı. Uçakta servis yok! Yiyecek içecek parayla. Olucak iş mi? Otobüs şirketleri bile su veriyor kek veriyor falan. Bunlar suyu bile satıyorlar. Deli gibi açtım. 100 rupiden başka param yoktu çünkü kalanı dolara çevirmiştim. Bir sandwich fiyatı sordum ve hostes 150 rupi dedi. Alamam dedim. Yanımdaki Hintli kardeş durumu anladı ve ısmarlamak istedi. Hayır diyemedim. Kendisine çok teşekkür ettim ve Türkiye’de ödeşeceğimize dahir söz aldım. Uçak yolcu almak için Mumbai’ye indi. Buradan arkadaşım Nachiket’i aramayı denedim ama telefon çekmedi.

The we flied to Kolkata another city of India.

Sonra bir aktarma da Kolkata’da yaptık.

From Kolkata I flied to Bangkok. Bangkok airport reminded me that I am in another country.

Kolkata’dan Bangkok’a geçtim. Bangkok havaalanı bana başka bir ülkeye geldiğimi güzelce anlattı.

I was shocked because of beauty of Thai girls. It started from the airport. They are very very beautiful. I think they are the best asian girls when it comes to look. This text doesn’t match with the picture I know that. But give me some time. I will show you what I mean. They also dress up very sexy. Short skirts, mini shorts, skinny jeans, high heeled shoes and all. After seeing Indian girls in traditional sari dress 3 months it was a little bit strange.

Havaalanına girdim kızların güzelliği suratımda tokat gibi çarptı. Cat çut çotank! Ardı ardına tokatlar. 3 ay sari giyen kadınlardan sonra buradaki son moda, tarz kızlar beni tam bir kıroya çevirdi. Oküzler gibi baktım kızlara yalan yok.

Then I saw these nice and powerful headphones from Denon to Bose which are very very expensive. :(

Havaalanında Türkiye’de bulamadığım muhteşem kulaklıklara rasladım. Denonlar falan mis gibi hepsi ama çok pahalılardı. Bakıp geçtim…

From Bangkok I had one last flight to Chiang Mai with the plane you see on right picture.

Sağda gördügünüz uçakla Bangkok’dan Chiang mai’ye doğru yola çıktım…

By the way, I recognized in the airports that print works of Thailand are much better then the Indian ones. The print quality, production, photos, re-touch and all. They also use illustration very much which is very nice. I like it. They look like they mixed asian and european style very well. You taste both of them in works. But I think they are worse than Indians when it comes to Tv. I just watched some shows and a couple of ads for now and I can honestly say that they didn’t look nice to me.

Daha havaalanında farkettiğim şey Tayland’ın basılı işlerde olan başarısı oldu. Işler özellikle Hintlilere göre çok daha iyi görünüyor. Baskı kalitesinden fotoğraflara kadar her şey çok temiz, güzel. Bol bol illustrasyon kullanılıyor olması da beni ayrıca etkileyen bir şey oldu. Türkiye’de böyle olsa keşke. Yani bu malı görelim, fotoğrafı koyalım, başlığı çakalım logoyu az büyütelim tarzı yok olsun artık. Farkettiğim bir başka şeyse televizyon işinde Tayland’ın baya kötü olduğu. Cok emin değilim şimdilik biraz öngörü gibi ama showlar olsun reklamlar olsun pek bir yavan geldi bana.