Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Archive for Temmuz, 2011

Mumbai Darshan


Take a 3 minute, fast look at the city of Mumbai…

Mumbai’ye 3 dakikalık hızlı bir bakış…

We rocked in Hard Rock Mumbai and we rocked hard!

We jumped the car and hit the road. Some time later we found our place! Hard Rock Cafe!

Arabaya atladık ve yollara düştük. Yarım saatlik bir yolculuktan sonra mekanımızı bulmuştuk. Hard Rock Cafe!

You can find souvenirs and that famous Hard Rock Cafe t-shirts inside but they are extremely expensive.

Hard Rock Cafe t-shirtleri ve hediyelik eşyaları içeride bulabilirsiniz ama ben fiyatları görünce ince ince uzadım o alandan :)

Awesome music, great foods, gorgeous ambient.

Harika müzikler, efsane yemekler ve muhteşem bir ortam.

There are many original stuff from famous rock stars inside the walls. Such as; clothes, microphones, guitars, accessories and anything you can imagine.

Duvarlarda ünlü rock yıldızlarının eşyaları ortamı şenlendiriyor. Kıyafetler, gitarlar, mikrofonlar ve aksesuarlar. Aklınıza gelen her şey burada.

Barbeque nation – Man vs Food

This is Barbeque Nation and it rocks! I was about to die because of eating too much!

Barbeque Nation adlı bu yer adamı bitiriyor! Az kaldı can verecektim yemekleri yerken.

The concept is basic, You keep eating and they keep serving you. It’s unlimimited. You can eat forever if you can do that :) You have your own barbeque in your table. Food comes already cooked but you can keep them on the grill if you want extra baked meat. It’s also good to keep them hot. Anyway. When you are full, all you have to do is turn that flag to down as seen in the right picture. Then they stop serving you any more food.

Konsept çok basit, masanızda kendi mangalınız var, ücret fiks, yemek sınırsız. Siz yedikçe onlar daha fazlasını getiriyorlar. Masanızda dilediğiniz kadar kızartıp miğdeye indiriyorsunuz. çeşitli soslardan dilediğinizi fırçanız yardımıyla etlerinize sürebiliyorsunuz. Doyduğunuz zaman masada bulunan yeşil bayrağı aşağı doğru çeviriyorsunuz ve masaya gelen et servisi kesiliyor.

We turned the flag and I was full. I was ready to go back home but Shreya told me that was only the beginning. I thought she is making fun of me but she was serious. We went to right side of the restaurant and there I saw the buffet meal part. I took a little bit of almost everything as you can see in my plate :) And I learned to eat with my hands just like an Indian.

Bayrağı çevirdik, tıka basa doymuştum. Hadi eve gidelim derken Shreya dur daha yeni başlıyoruz dedi. Saka yapıyor sandım ama sağ taraftaki açık büfe kısmını görünce işin ciddiyetini anladım. Her şeyden azıcık mantığıyla tabağımı doldurdum. Hintliler gibi ellerimle yemek yemeyi öğrendim. Pek sevmedim ama bunu da denemiş olduk :)

After that I was feeling very bad because of eating so much but Nachiket and Shreya forced me to try some Indian desserts. I tried them too and finally I got out from there alive. I proud of myself. Holy cow, it was awesome!

O tabaktan sonra artık eve yuvarlanarak gidebilirdim. Zor anlar geçiriyordum resmen.Hareket edicek halim yoktu. Fakat bizimkiler gene beni zorlayarak çeşitli hint tatlılarından oluşan bir tabak sundular önüme. Olucak iş değildi. Hepsinin üzerine bir de bu tatlıları yedim. Bunca şeyi yiyebildiğim için kendimle gurur duydum. “Man vs food” diye bir yarışma var burda. Ona katılsam şansım var mı diye düşünmeye başladım. :)

Drive to Marine drive!

We decided to see marine drive and on the way I saw a beautiful bus and a truck which has a similar logo with my designer on the road logo on the hood :) I would like to stick one of my stickers there but the truck was on the move.

Marine drive ismiyle bilinen deniz kıyısı yürüyüş yolunu gezmeye karar verdik. Yolda çok şirin bir otobüs ve üzerinde designer on the road logosuna benzer bir logo bulunan bir kamyon gördüm. Yanına benim sticker’dan yapıştırmak isterim ama kamyon hareket halindeydi.

Welcome to Marine Drive. Super place for a walk and chill. You can join our deeply conversations about tsunamis and world of animals with the video and enjoy the scenery.

Marine Drive’a hoşgeldiniz. Yürüyüş yapmak ve oturup laflamak için harika bir mekan. Aşağıdaki video sayesinde siz de manzaranın tadını çıkararak bizim tsunamiler ve hayvanlar alemi üzerine dönen derin geyiğimize ortak olabilirsiniz.

At night we wanted to visit Gandhi’s house. But it was closed because of reconstruction.

Gece Gandhi’nin evine gidelim, görelim dedik ama kapıda kaldık. Tamirat dolayısıyla kapalıydı.

My cards are sticked all around in Mumbai.

Kartları yapıştırmaya devam ediyorum :)

Morning walk in the park

We made a peaceful morning walk in the park of Powai. It was like a jungle compare to Turkish parks. But Shreya’s legs bitten by many mosquitos.

Sabah kalkıp bir Powai parkında bir yürüyüş yaptık. Bizim parklara göre balta girmemiş orman havası veren bu parkta yürümek oldukça huzurluydu. Kötü olan tek şeyse Shreya’nın bacaklarının sivrisinekler tarafından ısırılması oldu.

Mumbai Police Department

Police are everywhere in Mumbai, They are always in caution for any upcoming terrorist attacks. Thanks to them. We feel safe.

Mumbai polisi her yerde, Artan olaylar yüzünden önlemler artmış durumda. Kendilerine teşekkür ediyoruz.

On the way to Museum

Did you know that the most expensive house in the world is located in Mumbai? I never thought that it will be in India actually and I am surprised. This house belongs to an Indian businessman who is always in the top ten richest guy list. The house is that tall, big building which looks like a bookself, far away in the left picture. It’s a single house for a single family with 4 members only. First 3 floor is only for parking cars. And it has everything you can imagine from bowling saloons to golf areas. Top of the building is a helipad as you can guess. Right picture there is another rich guy’s house.

Dünyanın en pahalı evinin Mumbai’de bulunduğunu biliyor muydunuz? Açıkcası benim için de sürpriz oldu ama öyle. Solda uzaktaki kitaplığa benzer yüksek bina bahsi geçen bu ev. Hintli bir iş adamına ait. Bu adam dünyanın en zengin 10 adamından biri ve ev sadece 4 kişilik bir aile için tasarlanmış. Ilk 3 kat sadece arabalar için ayrılmış. Bowling salonundan golf sahasına aklınıza gelen ve gelmeyen her şey evde mevcut. En üstte ise bir helikopter alanı var. Sağdaki fotoğraf ise başka bir zengin adamın evi.

Whenever I saw something about India, I noticed that they mostly show the same things every time. They show poor people and dirty parts of India. But actually India is a place where the homeless guy and the guy with the Lambo lives next to each other. And they don’t even fight each other. Everybody is mostly happy with their own conditions.

Ne zaman Hindistanla ilgili bir şey izlesem hep aynı şeyleri gösterirler, fakir yaşamları, dilenen insanları falan. Halbuki Hindistan evsiz adamla Lamborgini sahibi adamın yan yana huzur içinde yaşadığı ilginç bir ülke. Ozellikle Mumbai’de herkes sahip olduğuyla mutlu ve kimse kimseye taş atmıyor. Siz afilli bir arabaya biniyorsunuz diye fakir olan gelip arabanızı çizmiyor mesela.

Here we arrive to the Museum. Museum building is very beautiful and has an awesome garden outside.

Müzeye vardık. Bina oldukça güzel ve harika bir bahçesi var.

The museum is huge and I took more than 400 photos there. But I don’t want to bother you with these stuff. So I wanted to show only one of my favorites in the museum. Look at this epic work of art. It’s made of a some kind of wood. And look at the details. It’s mind blowing!  If you want to see more stuff drop me an e-mail and I’ll send you more.

Müze oldukça büyüktü ve içeride 400 küsür fotoğraf çekmişim. Tabi ki sizi bunlarla bunaltmak istemiyorum. O yüzden sadece favorim olan eseri sizinle paylaşmak istedim. Bu heykel bir çeşit ağaçtan yapılmış ve detayları inanılmaz. Cok büyük bir işçilik var. Ben daha fazla görmek isterim diyenler bana e-mail atabilirler.

This thing which I hold on my hand is a virtual guide. Every platform has a number in museum and when you dial these numbers with the machine, you can listen your virtual guide telling you the details about that object. You can even choose languages but Turkish wasn’t available. :(

Elimde tuttuğum kumanda bir çeşit sanal rehber. Müzede her platformun tepesinde numaralar var siz gezerken kumandadan bu numaraları tuşluyor ve kulaklığıyla dilediğiniz dilde bilgi alabiliyorsunuz. (Türkçe hariç)

Some views from Museum.

Müze’den görüntüler.

I found some old style hats there and I tried some of them.

Ilginç şapkalar gördüm, birkaçını denedim.

You can rarely see some graffitis like this in Mumbai streets. I would like to see more stuff like that. Anyway. The white punto under the graffiti is Nachiket’s car. It’s base model but these model packages are even different here than Turkey. For example in Turkey, airbags, inside mirrors, cd/mp3 player, central lock system, electric windows comes standard in every car even in the cheapest models. But here you have to pay for these things too. And the picture on the right is another story, that guy was serving me so much I think he tought that I am a very rich person or something like that. He had no idea that I am a backpacker and traveling around with no money :) After all I suddenly took a picture of us. He was so surprised. Just look at his face!

Mumbai sokaklarında zor da olsa arada bunun gibi grafitilerle karşılaşabilirsiniz. Grafiti’nin altındaki beyaz Punto Nachiket’in arabası. Baz model ama bu model donanımları burada tamamen farklı. Mesela havayastığı, aynalar, cd/mp3 çalar, merkezi kilit sistemi, elektrikli camlar gibi basit özellikler Türkiye’de en ucuz versiyonlarda bile standartken burada hepsi opsiyonel. Yani bunlara sahip olmak için daha çok para vermeniz gerekiyor. Sağdaki fotoğrafsa başka bir hikaye. Park parası vermeyelim diye arabayı süper lüks bir otelin valesine verdik sanki oranın müşterisiymişiz gibi. Sonra otele girip tuvaleti kullanmak istedik. Tuvalette bu adam bana welcome sir diyerek kapıyı açtı, çıkarken çeşmeyi benim için açtı sonra ben elimi yıkarken kağıt havlu koparıp uzattı. Beni zengin falan sanmış olmalı, ben aniden bu fotoğrafı çekince epey şok oldu. :) Abinin yüzüne bakın :)

Gateway of India

At weekend we decided to take a trip to the other side of Mumbai. Our plan was to see Gateway of India, some museums and a walk in Nariman point :) Firstly we used this bridge to get across. Rickshaws and motorbikes are not allowed to use the bridge. This bridge fully constructed by Indian engineers and workers. No helps from any other countries. That’s cool.

Haftasonu Gateway of India ve bazı müze ziyaretleri için şehrin karşısına geçmeye karar verdik. Karşıya geçmek için fotoğrafta gördüğünüz köprüyü kullandık. Rickshawlar ve motosikletler bu köprüyü kullanamıyorlar. Köprü tamamen Hintli mühendisler ve işçiler tarafından inşa edilmiş. Bizim Boğaziçi köprümüzün Ingiliz bir şirket tarafından yapıldığını hatırlatmak isterim. (Freeman, Fox and Partners)

Some scenes from streets of Mumbai.

Yolda boş durmadım sokakların fotoğraflarını çektim.

One of the terrorists who planned the bomb attack in Mumbai has been captured by police. And he was a butcher. People tied a banner there in front of the butcher shop. Everybody wants him dead. So they wrote HANG KASAB! Kasab is in prison now. He will be there for very very long time. Maybe forever.

Geçen hafta yaşanan bombalı saldırıyı biliyorsunuz. Bu teröristlerden biri meğer kasapmış. Su an kasap hapiste. Uzun süre de çıkamaz ama halk bu kasabı ölü istiyor. Kasap asılmalı diye adamın dükkanının önüne pankart asmışlar. Benim ödediğim vergiyle kasabı yaşatmasınlar diyorlar. Mumbai’de insanların birbirlerine kenetlenme durumunu seviyorum. Mesela biri bir kıza sarkıntılık yaparsa direkt linç ediyorlar oracıkta. Bizde kimse dönüp ilgilenmiyor bile.

This is the famous hotel Taj.

Unlü Taj hotel.

Sugarcane is a juice made from some special bamboo trees. Brazil and India are top Sugercane producers in the world. I highly advise you to try it. It tastes awesome. These bamboo trees crushed in a very huge machine to have that juice. I recorded a video of the process and I will share with you soon.

Yolda sugarcane dedikleri içecekden denedim. Bu içki aslında özel sugarcane bamboo ağaçlarından yapılıyor. Koca bambu parçaları dev bir mutfak robotundan geçirilerek suyu çıkarılıyor. Bunun videosunu da yakında sizinle paylaşacağım. Bu arada Brezilya ve Hindistan dünyanın en büyük 2 Sugarcane üreticileri.

Random people scenes from Mumbai streets.

Mumbai sokaklarından rastgele insan manzaraları.

Here is the Gateway of India. We hang around there a little bit then jumped to other places.

Işte Gateway of India. Etrafında biraz takıldıktan sonra başka diyarlara doğru yol almaya başladık.

The Gateway of India was built to commemorate the visit of King George V and Queen Mary to Bombay, prior to the Delhi Durbar, in December 1911. Its design is a combination of both Hindu and Muslim architectural styles, the arch is in Muslim style while the decorations are in Hindu style.

Gateway of India Aralık 1911′de Kral George V ve Queen Marry’nin Bombay’e (Mumbai) gelişini onurlandırmak üzere yapılmıştır. Tasarımı müslüman ve hindu mimarisinin bir karışımıdır diyebiliriz. Ozellikle kemerler tamamen müslüman mimarisinden izler taşıyor.

This is the statue of Shivaji Maharaj who is a very important hero in India history. He achieved the re-establishment of Hindu rule on their homeland after being ruled and dominated by various Muslim dynasties for a few hundred years. He established a competent and progressive civil rule with the help of a well-regulated and disciplined military and well-structured administrative organizations.

Bu da Shivaji Maharaj heykeli. Kendisi Hint tarihinde önemli bir kahraman. Yüzyıllarca bazı müslüman hanedanlar tarafından sömürüldükten sonra tekrar topraklarında Hintlilerin ayaklanmasını ve yükselmesini sağlamış. Başarılı ve disiplinli bir ordu kurmuş, doğru stratejilerle akılcı bir önetim ve idari sistemi kurmuş.

Sometimes you can see that Hitler symbol on trucks or buildings. But it’s not about Hitler. It’s just some kind of protection from bad and evil energy.

Bazen kamyonların üzerinde ya da binalarda bu Hitler sembolünü görebilirsiniz. Ama bunun hitler ile hiç alakası yok. Tamamen nazara ve kötü enerjiye karşı bir sembol burada.

These horse carts reminded me Izmir but these Indian ones are highly tuned. :)

Bu at arabaları bana Izmir’i hatırlattı ama burdakiler baya modifiyeli. :)

I was trying to be friends with crows. Couldn’t do that.

Bazı Hintli kargalarla dostluk kurmaya çalıştım. Olmadı.

Design + life

This bus stop is designed by Nachiket Gandhi and it’s located all around the city. But this is just a small piece of him. He also designed his own supercar which I am going to test very soon for you and make a video interview with Nachiket after the test drive. The car is now kept in the faculty and we got special permission to make this test drive. On the right you see a beautiful bag made from old newspapers. Brand logo also painted with hand. Respect. :)

Bu otobüs durağı Nachiket Gandhi tarafından tasarlandı ve tüm Mumbai’de bu model kullanılmakta. Ama bu bir şey değil, Nachiket benim gibi bir araba sevdalısı ve üniversite yıllarında okurken kendi süper arabasını tasarlamış. Aracın trafiğe çıkma izni yok. O yüzden fakültede saklanıyor. Okuldan özel izin aldık ve birkaç gün içerisinde bu aracı test etme imkanım olacak. Olay akşama sarkmazsa bunu bir video haline getirip hatta Nachiket’le bir röportaj da yapıp sizlerle paylaşmak istiyorum. Sağda ise eski gazetelerden yapılmış bir torba tasarımı var. Fabindia bir giyim mağazası, logolarını da elle boyamışlar. çok da şahane olmuş. Kutlarız. :)

These benches are interesting. Nowadays Nachiket is also working on a new public bench project.

Bu banklar çok ilginç. Su sıralar Nachiket’de bir bank projesi üzerinde çalışıyor.

Horn OK please

Indian trucks are walking canvases on streets. They are colorful and fully painted. After seeing all these trucks of India, I think Turkish trucks will give me more minimalist feeling. :)

Hint kamyonları yolda giden ayaklı tuvaller gibiler. Bu kamyonların her bir yerinden başka bir şeyler fışkırıyor. Tam bir cümbüş. Sanırım bunları gördükten sonra Türk kamyonları bana epey minimalist gelecek. :)

The reason of “Horn Please” script is, there are no rearview mirror in most of the trucks. So they want you to horn, to understand that you are coming from somewhere. :) Rickshaws, some old personal cars and most of the taxis are also don’t have mirrors. So everybody uses horns like crazy. If you spend some time in Mumbai traffic you can get really mad :) And I saw many cars traveling with closed mirrors. That’s because of the Mumbai traffic. There are usually maximum 2-3 millimeters between cars. So drivers close the mirrors not the scratch them. And drivers who have a modern car never open the windows because of dust and bad air pollution of city. They always prefer to use air conditioner. By the way, you can see a street racer of Mumbai in bottom right corner.

Bu Horn Please yazısı şu yüzden var dostlar. Bu kamyonların dikiz aynaları yok. Hatta çoğu eski otomobilin, rickshawların ve taksilerin de yok. Hal böyle olunca Hintli dostlarımız birbirine çarpmamak için ve sağında ben varım, aman solundan ben geliyorum demek için bol bol korna kullanıyorlar. Yarım saat trafikte takılın bunun nasıl bir delilik olduğunu anlarsınız. Bir de dikiz aynası olan çoğu yeni aracın da dikiz aynaları kapalı gittiğini görebiliyorsunuz. Bunun nedeni burada trafikteki araçların birbirine genelde en fazla 3 milimetre mesafe ile gitmesi. Sürücüler aynalar birbirine sürtmesin diye kapatmayı tercih ediyorlar. Bir de burada kliması olan araç sürücüleri asla camı açmıyor hep klima ile yolculuk ediyor. Bunun ana nedenleriyse şehirdeki sürekli inşaat hali, toz, pis hava. Bu arada sağ alt köşede Mumbai’li bir sokak yarışcısını görebilirsiniz.

As you can see from the water carrier truck. There is no branding with stickers and graphics on the truck at all. All they do is write with hand. But look at the clean typography. Good job!

Su kamyonunda gördügünüz gibi burda branding yapalım, marka kimliğini uygulayalım araçlarımız tek örnek olsun gibi durumlar biraz zayıf. Direkt elle yazmaca çok daha popüler. Su taşıyan bir kamyon için kahverengi seçilmesi ise ayrı bir olay sanki. Yalnız ne kadar temiz yazılmış farkettiniz mi? Iyi iş!